İstanbul'da polis, faşist devlet terörünü protesto eden DPG'nin yürüyüşüne engel oldu
İki hafta önce başlattıkları "Polis kurşunuyla ölmek istemiyoruz" kampanyası çerçevesinde birçok şehirde, üniversitelerde, liselerde ve emekçi semtlerinde imzalar toplayarak, kokartlar takarak, afişlerle ve bildirilerle polis cinayetlerinin iç yüzünü insanlara anlatan DPG'li gençlerin kampanyalarının son eylemi polis terörüne maruz kaldı. Topladıkları imzaları İstanbul'da yapacakları bir yürüyüşün ardından Meclis'e postalamak isteyen gençler polis barikatı ile karşılaştılar.
27 Aralık Cumartesi günü saat 13.00'de İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Yunanistan Konsolosluğu önünde toplanan DPG'liler burada, "Polis cinayetlerine son! PVSK geri çekilsin - Devrimci Proleter Gençlik - Öğrenci Birliği" yazılı bir pankart açarak, "Polis Defol Bu Sokaklar Bizim", "PVSK İptal Edilsin", "Yunanistan'dan Türkiye'ye Katil Polis Hesap Verecek" sloganlarıyla eylemlerini başlattılar. Galatasaray'da bir basın açıklaması yaptıktan sonra, kampanyaları çerçevesinde topladıkları imzaları TBMM'ye postalayacaklarını duyurduktan sonra yürüyüşe geçen gençlerin önü Desa mağazası önünde polis tarafından kesildi.
Polis keyfi bir şekilde pankartlı, dövizli, sloganlı yürüyüşe izin vermeyeceğini dayatarak çevik kuvvet ekipleriyle barikat kurdu. DPG'liler uzun süre polis barikatıyla göğüs göğüse "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Yürüyüş Hakkımız Engellenemez", "Faşizme Karşı Omuz Omuza", "Katil/İşkenceci Polis Hesap Verecek", "Atina'da Düşene Dövüşene Bin Selam", "Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız" sloganlarını haykırdı. Daha sonra ise megafonlarla kendilerini izleyen kalabalığa polis baskısını teşhir ettiler:
Engin Çeber'i işkencede katleden polis, sokak ortasında cinayet işleyen polis, bugün burada bu barikatı kurdu. Bu barikat kalkacak ve Galatasaray'a yürüyeceğiz. Bu baskıya, sokak ortasında sergilenen bu zulme seyirci kalmayın.

İşçiler, emekçiler, kadınlar gençler;Bu ve benzeri konuşmalar ile ve sürekli atılan, "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz", "Kurtuluş Devrimde Kurtuluş Sosyalizmde"nin de eklendiği sloganlarla polis terörü teşhir edildi. Bu şekilde devam eden uzunca bir sürenin ardından gençler tramvay yoluna geçerek seferleri engellemeye başladılar. Polis önce tramvay sürücüsüne "devam et, devam et" diyerek tramvayı gençlerin üzerine sürdürdü fakat geri çekilen gençler değil tramvay oldu. Ardından çevik kuvvet çemberine alınmaya çalışan gençler yürümeye başladılar. Polisin saldırmasıyla bir hengame ve itiş-kakış yaşanmaya başladı.
Yunanistan'da polis 16 yaşındaki Aleksis'i katletti. Türkiye'de PVSK'nın yürürlüğe girmesinin ardından 50'dan fazla kişi katledildi. Çok değil daha bir hafta önce Şişli'de Iraklı bir turist yine sokak ortasında polis kurşunlarıyla öldürüldü. Her hafta bir kişi yargısız infaza kurban gidiyor. Bu böyle ne kadar gidecek, polisin zorbalığı daha ne kadar sürecek?
Polisler, caddenin kenarına sürüp tramvay yolunu açmaya çalıştıkları DPG'lilerin direnişi ile karşılaşınca saldırının dozunu yükselttiler. Bu esnada yaşanan hengamede bir DPG'linin elinde çıkık oluştu, bir kısmının ise saçları yolundu. DPG'lilerin direngenliği üzerine polis tramvay yolu açıldıktan sonra tekrar geri çekilip barikat kurdu. Bundan sonra eylemin başından itibaren yaşanan sahneler, sloganlar ve ajistasyonlarla benzer şekilde uzun süre tekrar etti.
Daha sonra tekrar caddenin ortasına geçen gençler, tramvay yolu üzerinde bir tiyatro oyunu sahnelemeye başladılar. Caddeden geçenlerin daha yoğun bir ilgisini eyleme çeken oyunda, Uğur Kaymaz'ın, Engin Çeber'in ve Aleksis Grigoropoulos'un katledilmeleri anlatıldı.

