Mart ayına kızıllığını veren tarihler yalnızca birer tarih değildir. İktidar bilinciyle ele alınması gereken eylem günleridir
5 Mart saat 14:00'de -toplanma yeri Saraçhane'deki Büyükşehir Belediyesi önü saat 13:00- İstanbul Beyazıt'ta yapılacak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü ile başlayacak olan Mart-Mayıs süreci ile ilgili olarak Ufuk Çizgisi dergisinin 33. sayısında yayınlanan Tarih Yazmak başlıklı yazıyı yayınlıyoruz:
[foto]kadinlar_eylem.jpg[/foto]
8 Mart… 1857'de 111 kadın işçinin grev yaptıkları fabrikaya kilitlenerek yanarak ölmeye mahkum edilmesinin yıldönümü, 2. Enternasyonal’in ilanıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü…
12 Mart… Emekçi halkının ve gençlerinin devrimci örgütlerde örgütlendiği Gazi mahallesinde bir kahveye kontrgerilla tarafından yapılan silahlı saldırının ardından gelişen militan antifaşist halk direnişinin yıldönümü…
16 Mart… 1988′de Halepçe‘de “Enfal” operasyonuyla “temizlenmeye” çalışılan bir halkın kimyasal gazların sis ve boğuculuğunu yaran direniş çığlığı…
21 Mart… Sokaklarda tutuşturulan kıvılcımla Kürt emekçilerin mücadelenin ateşini her yıl o güne de taşıyarak dövüşe dövüşe meşrulaştırdıkları, ulusal özgürlük mücadelesinin simgesi Newroz…
16 Mart… 1977'de Beyazıt Meydanı'nda katledilen 7 öğrencinin faşizme karşı mücadele tarihinde dönüm noktasını oluşturan bayraklaşmaları…
23 Mart… 90'lı yılların başında paralı eğitime karşı yükselen militan öğrenci hareketinin, 1996 yılında stratejik kararlar almak için biraraya gelen rektörler zirvesini yanıtladığı DTCF işgalinin yıldönümü…
[foto]newroz.jpg[/foto]
Mart ayına kızıllığını veren bu tarihler yalnızca birer tarih değildir. Bugün de fabrikalarda yakılan kadın işçiler, direnişler, Kürt emekçiler, yoksul emekçi semtleri, öğrenci hareketiyle bu topraklardaki devrimci dinamiklerin kendini gösterdiği, sırf bu nedenle dahi devrimci güçler için sıradan birer anma ve etkinlik tarihi değil, iktidar bilinciyle ele alınması gereken eylem günleridir. Irak’ta yaratılan Sünni-Şii çatışmasından karikatür krizine, Avrupa’da göçmen işçilere karşı yükseltilmeye çalışılan ırkçılıktan Türkiye’de kaşınan şovenist histeriye kadar Mart-Mayıs sürecinde de tırmandırılmaya devam edilecek manipülatif gündemlerle kitlelerde antikapitalist ve antiemperyalist tepki birikiminin sistem çarklarına akıtılması çabası düşünüldüğünde, her birinin anlam ve önemi daha da iyi anlaşılır; işçi ve emekçi kitlelerin içine itildiği dipsiz çukura karşı kitle dinamiklerinin sokağa taşırılması ve “düzene karşı devrim” bayrağının yüksekte tutulması çağrısı daha net duyulur.
Burjuvazininin neoliberal, ideo-kültürel saldırısı ve kitle hareketi içerisinde onun manivelası olan liberal muhalefetin 8 Mart’ı “kadınlar günü”ne çevirme gayretine karşı gerçek içeriğiyle devrimciler tarafından var edilmesi, Gazi’deki kontrgerilla saldırısından sonra onların tamamlayıcıları provakatör İP çetesi tarafından camiye yönlendirilmeye çalışılan kitlenin “Katiller karakolda” diyerek doğru hedefe yönlendirilmesi, Newroz’u “nevruz” yapma çabalarının boşa çıkarılması, Beyazıt’ta düşen 7 canın hesabını soran, çığlaşan antifaşist kararlılık, DTCF işgali öncesi yürütülen etkin hazırlık… Daha yakından bakıldığında tüm bu dinamiklerin açığa çıkarılması ve toplumsal belleğe yazılmasında sebatla örülmüş örgütlü devrimci faaliyetin ve öncü müdahalelerin izleri görülecektir. Bugün burjuvazi tarafından uzlaşmaz sınıf karşıtlığı ve kutuplaşmasının manipüle edilme çabasındaki yoğunlaşma kadar, sınıf mücadelesini yumaşatarak ve sulandırarak etkisiz bir mızmız muhalefet derekesine indirmeye çalışılan liberal tasfiyeciliğe karşı da bu izlerin peşini sürmek gerekir.
İşçi sınıfı devrimcileri açısından bunun esas anlamı, kitle dinamiklerinin örgütlü ve örgün bir faaliyetle açığa çıkarılması, kalıcı mevziler yaratılarak toparlanması, kitlelerin sınıfsal ihtiyaç ve istemleri doğrultusunda özneleştirilmesidir. Çaresizlik, yolunu kaybetme ve acizlik ideolojisi olarak sınıf dışı liberal muhalefetin genişleme alanını yaratan sınıf hareketi içinde her düzeydeki önderlik boşluğunun, bugün ortaya çıkan yeni düzlemde doldurulması, parçalanmışlık ve ufuksuzluğa karşı parti ve sosyalizm hedeflerinin her günkü faaliyet içinde canlandırılmasıdır. Üstelik kapitalist yeniden yapılandırmada bugün gelinen noktayla birlikte bu kitle dinamiklerinin özündeki sınıfsal karşıtlık daha güçlü hissedilir hale gelmiştir. Mart eylemleri, her biri kendi içinde değil, buradan ele alınarak aktif bir kitle çalışmasıyla değerlendirilmeli, ve gerilimin tırmandığı ve sınıf düşmanlarının hesaplarının yoğunlaştığı bu süreçte daha da güçlendirilerek 1 Mayıs’a taşınması hedeflenmelidir.
[foto]kadinlar_yuruyus.jpg[/foto]
Kurultay çalışmalarının anlamı da burada yatmaktadır. O, işçi hareketinin dağınık ve parçalanmış bir yığın halinden mücadele süreci içerisinde yeniden sınıflaşması ve bir güç olması, devrimci sosyalizmin işçi sınıfı içinde güç kazanarak umutsuzluk ve geleceksizlik çemberini yarması için atılan ileriye doğru bir adımdır. Bu yüzden öncesinde kitle dinamiklerini açığa çıkarma çabasından bağımsız algılanamayacağı gibi, sonrası olmayan, yapıldığı yerde biten bir iş olarak da görülemez.
Kriz dinamiklerinin yoğunlaşmasıyla birlikte kitlelerdeki çıkışsızlık zemini üzerinde sistemiçi manipülasyonlar artıyor ve çıkış arayışlarıysa devrimci sosyalizmin bıraktığı boşlukta sistem karşıtı olmayan liberal muhalefet unsurlarıyla kirletiliyor. Kurultay’da “sınıfa karşı sınıf” ve “kapitalizme karşı sosyalizm” şiarlarının daha güçlü yükseltilmesi gerekliliği, Mart-Mayıs sürecinden bağımsız ele alınmamalıdır. 8 Mart çalışmalarının işçi sınıfının kadın yarısının Kurultay’a ve karar alma süreçlerine daha etkin katılımının sağlanmasıyla birlikte ele alınmasından başlanmalıdır… Kürt halkının esaretinin işçi sınıfına ancak daha ağır sömürü koşulları sağladığını bilerek, yükseltilmeye çalışılan ve sınıfı da bölen şovenizme karşı kurultaydan net bir sınıf tutumuyla çıkarak, Newroz’da “halkların kardeşliği” işçi sınıfı içinden yükseltilmelidir… Kurultay, eğitim alanındaki sınıfsal ayrışmayla ortaya çıkan öğrenci hareketindeki sınıf dinamiğinin yakalanmasının kaldıracı kılındığı ölçüde, hem gençlik hareketini devrimci sosyalist bir çizgiye çekmek hem de işçi hareketinde sosyalist bir işçi kuşağı yaratmak için güçlü bir halka olacaktır vb…
Kurultay, işçi sınıfının parçalanmışlığına son verme ve önderlik boşluğunu doldurma stratejik hedeflerinin fethedilmesinde bir halkadır. Kurultay’da biraraya getirilen güç ve ortaya çıkarılan enerji, işçi sınıfının örgütlü bir güç olarak kendini var etmesi ve devrimci sosyalizmin kapitalizme alternatif bir çekim merkezi haline gelmesi yönünde yeni hedeflendirmelere taşınarak yürünecektir.