Alınteri okurlarının 8 Mart eyleminde yalnızca kadınların değil, erkek sınıf kardeşlerinin, çocukların, liselilerin, direnişçi işçilerin talepleri ve kendileri vardı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Alınteri okurları tarafından Kartal Meydanı'nda kutlandı. Alınteri kortejinde 8 Mart'ı yalnız kadınlar, yalnız erkekler değil, yaşlılar, çocuklar, liseliler, hatta Mikropres direnişçileri de vardı. İstanbul'da 8 Mart, kadın dünyası gibi renkli, canlı, cıvıltılı ve yaşamın tüm sorunlarına karşı duruşla yüklüydü...
Yeşil bir zemin üzerine hazırlanan "Herkese iş, soframıza ekmek, ruhumuza gül - Alınteri" yazılı pankartta da olduğu gibi emekçi kadınlar günü, kadınların şımartıldığı, kadınlığın tüm sorunlardan azade bir biçimde öne çıkarıldığı bir günden çok, kadınıyla, erkeğiyle, hatta çocuğuyla bir dayanışmacı duruşun ve sloganların hakim olduğu bir eylem oldu.
Eylem boyunca atılan "Kurtuluş yok tek başına", "Eşit işe eşit ücret", "Herkese iş, herkese çalışma hakkı", "Yaşasın Devrim ve sosyalizm!" bunun göstergesiydi.
Kartal tren garında 15:00'te toplanan Alınteri okurları, buradan sloganlarla yürüyerek Kartal Meydanı'na vardılar. Pazar günü olması sebebiyle son derece yoğun bir insan trafiğinin yaşandığı Kartal'da gözler sloganlara ve pankarta çevrildi. Kartal gibi emekçi kimliğiyle öne çıkan semtte, tüm işçi ve emekçileri kapsayan sloganlar eyleme olan ilgiyi artırdı. Eylem boyunca da emekliler, kadınlar, gençlerin ilgisi eksik olmadı.
Sloganlarla Kartal Meydanı'na varılmasından sonra 8 Mart'la sembolleşen ve kadının emekçi kimliğiyle birlikte duyarlı ve incelikli ruhunu ve ihtiyaçlarını da yansıtan Ekmek ve Gül şiiri okundu. Şiirden sonra 8 Mart'ın günümüzde, kriz koşullarında anlamı üzerine bir açılış konuşması yapıldı ve "Tüm emekçilerin hesabını sormak için tüm sınıf kardeşlerimizle buradayız" denildi.
Konuşmadan sonra programa geçildi. Sırada çarpıcı bir tiyatro oyunu vardı. Çalışan işçi kadının işle evi ve bebeği arasındaki başdöndürücü trafiğini anlatan Dario Fo'nun Uyanış adlı oyunu sergilendi. Özellikle kadın eylemcilerin, çocukların ve çevreden geçen kadınların ilgisini çeken bir oyundu bu.
Oyundan sonra etkinliği ilgiyle izleyen bir amca megafona doğru ilerledi ve "Yaşasın sosyalizm diyorum, yaşasın sosyalistlerin birliği" diyerek şiir okumak istedi.
Emekli bir lise öğretmeni olan Mehmet Ali amca Hasan Hüseyin'in "Acıyı bal eyledik" şiirini son derece etkileyici bir şekilde okudu. En çok alkışı da bu nedenle Mehmet Amca aldı!
Söz katılımcılara verilmeye başlanmışken diğer katılımcıları unutmak olmazdı. Söz ilk olarak işten atılan kadın Mikropres işçisine verildi. Kendisinden bugüne kadar sadece çalışması istenmiş kadın işçi, kırık dökük kelimelerle direnişlerini anlattı. Ardından çocuğu işsiz bir eylemci anamız durumunu anlattı.
Ardından 7-8 yaşlarındaki küçük kızı söz aldı ve "Kriz ortamındayız, bir şey yapamıyoruz, acaba başbakan buraya gelse bir şey yapabilir mi!" şeklindeki konuşmasıyla izleyicileri şaşkınlığa uğrattı. Bu denli emekçi ailesinin yaşadıklarının farkında bir emekçi çocuğu, çocukluğun hayal dünyasından gerçek dünyaya böyle hızlı geçiş... Ne kadınlık, ne çocukluk... yaşanmadan örseleniyor bu düzende hayat..
Ölüm orucu şehitlerinden Lale Çolak'ın annesi Gülsüm ana da söz aldı. Gülsüm ana tüm annelerin sesiydi "Çocuğumuza aş istiyoruz, dilencilik istemiyoruz. Tayyip'i istemiyoruz. Onun saltanatını istemiyoruz!"
Katılımcıların serbest konuşmalarından sonra basın açıklamasına geçildi. "8 Mart bizim günümüzdür, yüzyıllardır tarlalarda, fabrikalarda, atölyelerde, evde sokakta ezilen, aşağılanan, horlanan, insan yerine konmayan... emekçi kadınların günüdür" denilen açıklamada, 8 Mart'ın emekçi özüne gönderme yapılarak 8 Mart'ın doğuşunun belirsiz bir gün olmadığı söylendi ve "8 Mart şık şıkıdım giyinilip takıp takıştırarak sürüp sürüştürerek tef ve darbuka eşliğinde oynanarak tarihin ve dünyanın yaratıcılarının cesetleri üzerinde tepinilecek bir gün değildir" denildi.
Açıklamada sınıf mücadelesine de değinilerek şunlar söylendi:
8 Mart kadınıyla erkeğiyle bizleri işten atan, ücretlerimizi ödemeyen, zamlarla hayatımızı cehenneme çeviren, ezen sömüren ve aşağılayan sınıfa karşı, kadınıyla erkeğiyle sınıf olarak mücadeleyi yükselteceğimiz gündür.Basın açıklamasının okunmasından sonra Kutup Yıldızı'nın Dokumacı Kızlar, Kürdün Gelini gibi parçalarına yer verdiği bir dinletisi oldu. Şarkılara halaylarla eşlik edilmesinden sonra sloganlarla İstanbul'da Alınteri okurlarının düzenlediği Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği sona erdirildi.
Desa’da, IBM’de Atv’de, E-Kart’ta, Sinter’de ve daha birçok işyerinde insanca yaşamak ve çalışmak için örgütlenen direnişleri aylara yayılan tek başlarına kaldıkları halde yılmadan direnişlerini sürdüren ve sayıları her geçen gün çoğalan kadınlarımızla birlikte hareket edeceğimiz gündür. 8 Mart direnişleri büyüterek, çoğaltacağımız, işçilerin işsizlerle, kent yoksullarıyla, özelde Kürt ulusuyla genelde bütün ezilen halklarla kısacası uluslar arası sınıf dayanışmasını güçlendireceğimiz gündür.
İşten atılmaların yasaklanması, koşulsuz ve herkese işsizlik sigortası, çalışma sürelerinin kısaltılması, örgütlenme ve eylem hakkı, kadına yönelik şiddete ve tacize karşı tedbirler alınması, İnsanca barınma hakkı, parasız eğitim ve sağlık hakkı, kayıt dışı ve ev eksenli çalışan kadınların kayıt altına alınması zamların geri çekilmesi, insanca yaşanacak zaman ve ücret için sokakları tutuşturmaya çağırıyor. 8 Mart bizi cinsel ulusal sınıfsal sömürüye karşı mücadelede, umutsuzluğu umuda, çaresizliği çareye, güvensizliği güvene dönüştürmek için alanlara çağırıyor.



