Yüzsüz

Konstantina Kouneva bu saldırıyla aslında öldürülmek istenmemişti.

KADIN
Perşembe, 12 Mart 2009 (17 yıl 7 ay önce)

Bunu gerçekleştiren domuzlar için onun ölümü ikincil bir konuydu. Sülfirik asit, onu alçaltmak, gözdağı vermek ve toplum içinde küçük düşürmek için kullanılmıştı. “Yola gelmesi”, toplumda ve aile içindeki kadın rolüne dönmesi için yapılmıştı.
Bir kadına yapılan bu saldırıda ‘yüz’ün hedef alınması nedeni her şey olabilir ama tesadüf değildir! Ataerkil toplumda kadının yüzü basmakalıp güzellik kategorilerinin içine koyulur. Bir kadının görünen yüzü onun ne kadar güzel olduğunun ölçütüdür. Bir kadın 'ne' olduğuyla değil de ne yaptığıyla bir ‘yüz’ kazanmaya çalışırsa, o eski rolüne geri döndürülmeye çalışılır (aile ve mülkiyet düzenindeki yerine, erkek egemenliğince tanımlanan toplumsal cinsiyetine). Özelllikle bir temizlik işçisi olarak pozisyonu onun toplumsal cinsiyetinin anlamını, üretken olmayan, aile içindeki edilgen kadın rolünü başka her şeyden çok kapsıyordu. “Gerçekten çalışan”ların hizmetçisi!

Kouneva’nın yüzünde 'kadın', 'göçmen' ve 'temizlikçi' birleşerek onların yansıttıklarına karşı bir hareket oluşturuyordu. Asitle saldırılan bu yüz, kabul edilen sınırları aşan bir gerçeklik ve anlam kazanmaya girişiyordu. Kouneva kendini işçi olarak algılarken sendikalizmin erkek egemen kastına karşı geliyordu. Bu yüzden bağımlılığa, cinsiyetinin sınırlarına, altında çağdaş barbarlık yatan kimi baskın rollere saldırıyordu. Kendini ortadan kaldırılması gereken bir düşmana çeviriyordu; fiziksel olarak değil ama kişilik olarak.

Eğer patronlar onu öldürmek isteseydi vururlardı. Eğer terörize etmek ya da bastırmak isteselerdi döverlerdi. Eşit bir şekilde cezalandırılmayı hakeden eşit bir düşman gibi, bir erkek gibi davranırlardı. Aksine onun yanmış yüzü "olmaları gereken" şeyin bir sembolüydü: erkek egemenliğinin sembolü. Sülfirik asit onu hem evine kilitliyor hem de bu düzeni sorgulayacak herhangi bir kadın için karşılaşacaklarını hatırlatan bir sembole çeviriyordu. O kütüklerin mantığı buydu. Ve elleri dünyaya ve olaylara erkek bakış açısıyla silahlanmıştı. Şimdi olduğu gibi olan ve böyle olmaya devam etmesi gereken dünya...

Bu dünyaya karşı mücadelede Konstantina yalnız değildir!

(*) 26 Şubat tarihli On the Greek Riots'tan (Yunan Ayaklanmaları Üzerine) alınteri.net için çevrilmiştir.