Almanya'da sanayi de sömürü oranı da büyüyor

GÜNCEL
Perşembe, 2 Mart 2006 (20 yıl 7 ay önce)

Neoliberal politikaların uygulama alanına çevrilen Almanya'da bir yandan imalat sanayisi rekor üstüne rekorla büyümesini sürdürürken diğer yandan Alman proletaryasına yönelik hak gaspı saldırıları da büyütülüyor.

Son iki yılda iş hacmini genişleten Alman makina sanayii 2006’da da en az yüzde 2’lik büyüme bekliyor. Patron örgütü olan Alman Makina ve Tesis Sanayicileri Birliği Başkanı Dieter Brucklacher 1990’lı yıllardan bu yana şimdikine benzer bir periyodik gelişme kaydetmediklerini belirtiyor. İşçilere daha azıyla hep daha fazlasını isteyen burjuvazinin sözcülüğünü yapan Brucklacher makine sanayi patronlarının karlarını azamileştirmesinin 3 şeye bağlı olduğunu söylüyor ve birinci sıraya ücretlerin bastırılmasını koyuyor. İki, döviz kurlarında beklenmedik oynamalar olmaması ve üç, ham madde fiyatlarının göstereceği gelişme.

“Burjuvazi ne kadar kazanırsa işçiler de o kadar kazanır” diyenlerin patronların safındaki yerini bir kez daha göstericesine Almanya sanayisindeki canlanma esnek üretim modelleriyle yeni işçi alımlarına değil mevcut işçilerin daha çok ve daha ucuza çalışmasına yol açıyor. Yoğun sömürüye işgücü verimliliği diyen Alman makine patronların temsilcisi Brucklacher bu durumu şöyle anlatıyor: “Bu branştaki işçiler bundan on yıl öncesine kıyasla hem daha fazla hem de daha esnek çalıştıkları için işgücü verimliliğinde önemli artış söz konusu. Böylece üretimdeki dalgalanmaları daha dar bir kadroyla göğüslemek mümkün oluyor. Kiralık iş gücü ve bazı faaliyetlerin yabancı şirketlere devredilmesi de, sanayiden diğer sektörlere işgücü akışını hızlandırıyor.”

[foto]alman-sanayi2.jpg[/foto]

Önü emperyalist işgal ve kölelik anlaşmaları ile açılan Ortadoğu pazarından da daha fazla nemalanma planları yapan Alman burjuvazisinin temsilcisi Brucklacher ezilen halkların direnişlerinden duyduğu rahatsızlığı da şöyle dile getiriyor: “Son derece nazik pazarlara ihracat yapıyoruz. Karikatür krizinin Arap ülkelerinde yol açtığı huzursuzluk, İran’ın dediğim dedikçi nükleer politikası ve Irak’ta Alman teknisyenlerin kaçırılması, siyasi risklerin göz ardı edilemeyeceğini gösteriyor. Hacim olarak, Arap ülkelerine yaptığımız satış, Çin’in hemen ardından geliyor.”

Konu Çin'den açılmışken, Çin’e yapılan makina ve tesis ihracatının geçen yıl yüzde bir oranında düşmüş olmasına da değinmeden geçemiyor Alman makina burjuvazisinin sözcüsü, “Çin hükümetinin inşaatçılıktaki yatırımları kısması, bu ülkeye yapılan kereste işleme tesisleri ile kompresör ekipmanı, inşaat malzemesi makinaları, asansör, yürüyen merdiven ve taşıma üniteleri satışlarının azalmasına yol açtı.”

Bu durumun asıl sebebini ise Çin'in makine üretiminde yerli üretime geçmesidir. Brucklacher şöyle diyor: “Çin makina sanayiinde önemli bir rakip haline gelmeye başladı. Önümüzdeki yıllarda çoğu Asya ülkesinde olduğu gibi Avrupa ve Birleşik Amerika’da da standart Çin makinalarıyla daha sık karşılaşacağız.”

[foto]alman-sanayi3.jpg[/foto]

Sanayi İşçilerinin Eylemleri de Başladı
Kamu işçilerinin grevinin devam ettiği Almanya'da özel sektörde çalışan işçilerde ücretlerin bastırılmasına ve çalışma koşullarının ağırlaştırılmasına karşı biriken tepkilerini dünden (1 Mart) itibaren kısa süreli bölgesel grevlere giderek eyleme dökmeye başladı.

Bu çerçevede, ülkenin güney batısında bulunan bir DaimlerChrysler fabrikasının, IG Metall üyesi 1000 işçisi birkaç saatliğine şalterleri indirdi. Kısa süreli iş bırakmalar DaimlerChrysler'den başta Porsche ve Bosch olmak üzere Baden-Wuerttemberg eyaletinin birçok fabrikasında da yaşandı.

İmalat sektöründe yaklaşık 3.5 milyon işçiyi temsil eden IG Metall sendikası, taban baskısıyla ücret ve çalışma koşullarında kazanımlar elde edilmediği takdirde bölgesel iş bırakma eylemlerinin ulusal çapta grevlere dönüşebileceği uyarısında bulundu.

İşbirlikçi IG Metall sendikası yönetimi ise, büyük patronlarını rahatsız etmemeye, işçilerin eylem taleplerini gemlemeye çalışıyor: ücretlere yüzde 5 zam, geleneksel tuvalet molalarının sürdürülmesi, çalışma saatleri hakkında güvence verilmesi.

Fakat bu istekler bile patronlar için kabul edilemez. Patronlar ücret artışı talebini karşılamalarının mümkün olmadığını, yüzde 5'lik bir artışın işten çıkarmalara neden olacağını söylüyor.