Kurultay Zamanı

Şimdi Kurultay zamanı. Bilinç, irade ve kararlılıkla yürüme, özlemleri gerçek kılma, havayı işçiden yana döndürme zamanı

GÜNCEL
Perşembe, 2 Mart 2006 (20 yıl 7 ay önce)

Kurultay çalışmalarımızın geriye sayım günlerine girdik. Kurultayın daha geniş duyurumu ve katılımı artırmak için yürütülen afiş, bildiri, özel sayı, davetiye dağıtımı, son toplantılar, bildirge hazırlıkları, sinevizyon, skeç, koro çalışmaları, salon organizasyonu her birinde hızlanmış, hummalı bir çalışma sürüyor. Ne boş, ne de kaybedilecek zaman var! Enerjimizi, çaba ve dikkatimizi kat kat yükseltmemiz gereken, kolektifin güç ve enerjisini yetkinleştirerek açığa çıkarmamız gereken günlerdeyiz. Girilen günler, bugüne kadar ki çalışmamızın sonuçlarının devşirilmesi yönünden de, çalışmanın sonraki sürecinin daha güçlü örülmesi yönünden de belirleyici. Kurultay, devrimci sosyalist siyasal bir sınıf hareketini ve yeni bir devrimci sendikal hareketi yaratma mücadelesinde stratejik bir halkayı güçlü bir şekilde kavramızı sağlayan ön açıcı, bugünü ve önümüzdeki süreci belirleyecek adımlardan biri. Gerisinde kolektifimizin büyük emeğinin yattığı bu çalışmanın son etabını da çalışmalarımızı bir adım daha ileriye götürerek tamamlayacağız. Ardından onun yaratacağı coşkuyla daha büyük, daha sert dalgalı denizlere açacağız yelkenlerimizi.

Şimdi kurultay zamanı. Yapılacakları eksiksiz yapmalıyız, ardımızda bıraktığımız, yapılmamış, eksik kalan hiç bir şey olmamalı. Kurultaya nasıl bir katılım olacak, katılımın bileşimi ne olacak, Kurultaydan hangi sonuçlarla çıkmalıyız, Kurultayda nasıl bir iç örgü oluşturmalı, nasıl bir duruş sağlamalıyız, bu yaman soruların cevabını da vermemiz gereken zaman şimdi!.. Sert toprağı kazabilmenin, ayağımızı doğru yere basabilmenin, adımlarımızı sağlam atabilmenin yanıtlarını bu sorularda bulacağız.

[foto]kurultayzamani4.jpg[/foto]

Kurultaya Katılacak İşçiler…

İşçilerle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda dile getirilen sorunlar, işyerleri ve sendikaların içerisinde bulundukları durum ve açmazlarla ilgili sorunlar oldu. Dile getirişte de çözümsüzlük psikolojisi baskın, bununla birlikte hakim olan yakınma, tepki, ne yapacağını bilememe ve arayış. Kurultaya gelecek kitlenin ağırlıklı bölümünü de bu işçiler oluşturacak. Buna, çoğunluğu informel sektörlerde çalışan sınıflaşma düzeyi geri ve mücadele deneyimi neredeyse yok diyebileceğimiz bir işçi kitlesinin oluşturacağını da eklemeliyiz. Bu kesimlerin beklentileri de, sorunları kavrayışlarının sınırları içerisinde kalıyor, ekonomik-sendikal düzeyde çözüm arayışlarında toplanıyor. Bunlar içerisinde bir çözümsüzlük duygusunu barındıran, kısa vadeli, kırılgan beklentiler. Sınıfın çalışma ve yaşam koşullarının ağırlığına karşın işçilerin bu koşullara karşı duydukları tepki, mücadeleci bir öfkeye ve mücadele isteğine dönüşmüş değil. Önceki yenilgiler, yeni işçi kuşağının birlikte hareket etme ve mücadeleyi tanımamış olmaları, sendikalara olan güvensizlik ve sendikaların etkilerini büyük ölçüde yitirmiş olmaları, birçok fabrika ve işyerinde sendikanın varlığının dahi olmaması, güçlü ve yaygın bir devrimci etkinin sağlanamamış olmasıyla birlikte öfkenin mücadeleye dönüşmesinin, bu yönde güçlü bir kanal oluşturmasının önünü kesiyor. Sınıftaki iç çözülme bunu daha da derinleştiriyor.

Kurultayla ilgili işçilerle yapılan birçok konuşmada, kısa röportajlarda, toplantılarda bu durumu yansıtan görüş ve beklentiler dile geldi. Yerel sorunlar, oldukça dar bir çerçevede ekonomik sorunlar, sendikal açmazlar ve duyulan tepki ifade edildi. Bu beklentiler içerisinde olan işçilerin bir bölümü kurultaya gelirken orada nasıl bir şey olacağını, ne çıkacağını bilmeden, belirli bir ilgi ve merakla, bir arayış duygusuyla ve değişik düzeylerde çözüm beklentisiyle geliyorlar. Bir bölümünün beklenti katsayısı nispeten daha yüksek, bir bölümünün ise oldukça düşük. İşçi sınıfının içerisinde bulunduğu bu durum, Kurultaya katılacak en geniş kategoride yansımasını bulacak.

Kurultaya belirtilen kategori içerisinde katılacakların azımsanmayacak bir bölümü, kurultayda söylenenlerin bulunduğu yerdeki sorunlara bir çözüm oluşturup oluşturmadığına bakacak ve karar verecek. İşçi sınıfının sorunlarının ağırlığı ve yıllara yayılmışlığı içerisinde ortaya çıkan umutsuzluk, beklentisizlik durumu içerisinde bir anda ortaya çıkıveren parlamasıyla sönmesi bir olan umutlar, son yıllarda sıkça yaşandı. Durumda çok bir değişiklik yaratmadan gerçekleşen tekrarlar, bu umutsuzluk ve beklentisizlik durumunu daha da güçlendirdi. Marjlar daha daraldı, beklentiler daha kısa vadeli hale geldi. Üstelik bu durumun yaratmış olduğu psikoloji, sadece daha geri ve deneyimsiz işçilerle sınırlı değil. Bir işçi grubu üzerinde etkili olabilen, grev ve direnişlere katılmış öncüleşmiş sayıları az, gerçekten öncü diyebileceğimiz işçilerde dahi görülebiliyor bu. Kuşkusuz, onlarınki, aynı düzeyde bir umutsuzluk ve beklentisizlik değil. İçlerinde bir gerçekliği de taşıyan deneyimlerle örülü sorular. Bu deneyimlerin son yıllarda daha çok sonuç vermeyen çabalar biçiminde gerçekleşmesi, onların beklentilerini de aşağıya çekiyor. Koşullu beklentiler biçiminde ortaya çıkıyor.

Kurultay bu durumun üstüne çıkmak, bu psikolojiyi kırmak, bir yön değişimi yaratmak gibi bir görevle karşı karşıya. Beklentilerinin kırılganlığına karşın sorunlarının ağırlığı, işçilerin öncü ve öncüleşme potansiyeli taşıyan bölümünde sorunları konuşma ve çözme isteğini canlı kılıyor, arayışa yöneltiyor. İşçilerin çoğunluğunu Kurultaya getiren de sorunlarına ilişkin arayış, çözüm, kısmen de mücadele isteğidir. Yakalanması gereken halka budur.

[foto]kurultayzamani1.jpg[/foto]

Çözüm Kurultayı

Bu koşullar altında gerçekleştirilecek olan bir kurultay, sadece sorunları ortaya koymakla yetinemez. İşçilerin sorunlarını ortak ve genel toplantılarda dile getirmeleri, aynı sorunlarla karşı karşıya olduklarını görmeleri, aralarındaki düşünce ve duygu birliğinin gelişmesi, birlikte çözüm arayışına yönelmeleri yönleriyle anlamlı ve gerekliydi. (Hala da bu gereklilik tümüyle ortadan kalkmış değil.) Bununla birlikte sadece sorunların ifadesi ile sınırlı toplantılar, değişik biçimlerde -bazıları kurultaylar biçiminde de olan- çok sayıda yapıldı. Kurultay hazırlık sürecinde yaptığımız, çoğu son dönemde gerçekleştirilen toplantılar da yerel, ekonomik, sendikal sorunlar üzerinde yoğunlaşan, işçilerin söz alıp konuştukları, bunun teşvik edildiği toplantılar oldu. Bu toplantıları daha önceden başlatabilmeli ve daha çok sayıda yapabilmeliydik. İçerikleri de giderek yerel, ekonomik sorunların dahi dar çerçeveli bir ele alınışından sorunların daha temel çözümlerine doğru kavrayışı yükseltici yönde farklılaştırılmalıydı. Keza işçilerde var olan mücadele isteğindeki zayıflığa karşı bunu güçlendirici, öncelikle de sorunlarının çözümünün öznesi olma fikrine onları yönelten, eleştirel de olan bir eğiticilik gösterilebilmeliydi. Sorunların farklı işyeri ve işkollarından işçiler tarafından dile getirilişi ortak bir kavrayış oluşturmakla birlikte çözüm yönünde ufuk açıcı, işçileri daha temel çözümlere, stratejik bir kavrayışa da yönelten, bununla birlikte somut, güncelin içerisinden kucaklayan pratik adımlarla birleşen bir gelişmeye yol açmadığında kendisini köreltiyor. Son yıllarda gerçekleştirilen birçok işçi toplantısı suda bir harelenme yaratıp kayboldu. Bunun için kalan zamanı bu yönde değerlendirmeli, Kurultayımızın iç örgüsünü de buna göre oluşturmalıyız.

Ömrünü tüketmiş olan sadece sorunları dile getirme biçimindeki kurultay fikrinin aşılarak çözüm kurultayı fikrine sıçranması ileri bir adımdır. Söz Alınterinin Kurultayı‘nın başından itibaren kendisini bu düzlemde ifade etmesi, sorunların tanımlanmasını ve çözümünü dar bir ekonomik ve sendikal çerçeveye hapsetmemesi güçlü bir devrimci iddiayı da içerisinde barındıran doğru bir yaklaşımdı. İşçi sınıfının içerisinde bulunduğu koşullara, karşı karşıya kaldığı sorunlara bütünsel, stratejik bir çerçevede yaklaşan, örgütlenme ve mücadele taktiklerini bu temelde geliştiren sınıfın yapısındaki değişime, sendikal örgütlenme ve grev mücadelesine yeni bir bakış getiren, kolektif emekçi kimliğiyle sınıfsal bilinç ve oluşumun yeni düzlemini tanımlayan, proletarya hareketinin geleceğine ilişkin çıkarımlarla temel çözüm önerilerini birleştiren, sermayenin, neoliberal saldırısının yolaçtığı ekonomik, sosyal ve siyasal yıkıma karşı emeğin korunması istemlerinden çıkış alan güncel ve pratik çözüm önerileri ve bu temelde oluşturulan mücadele perspektifi, Kurultay politikalarının dinamizmini ve onların çözücü karakterini gösterir. Bu Kurultayımızı diğer kurultaylardan da ayıran ve güçlü kılan yanını da oluşturmaktadır.

Bizi, bu doğru fikri istenilen düzeyde örgütlemekten alıkoyan bir bölümü nesnel, önemli bir bölümü de kendimizden kaynaklı etmenlerin varlığına karşın, Kurultay gününe de, çözüm kurultayı fikrini güçlü bir şekilde taşımalıyız. İşçi sınıfı mücadelesinin gelişimi için stratejik ve güncel çözüm oluşturan görüşlerimizin kurultay düzlemine güçlü ve bir rezonans, kaynaşma yaratacak biçimde taşınması, bir hareket ve örgütlenme yaratıcı adım ve açılımlarla da buluşturularak olacaktır.

[foto]kurultayzamani2.jpg[/foto]

Kurultayın iç örgüsü

Kurultayın iç örgüsünü, Kurultaya katılacak işçi kitlesinin durumu ve özellikleriyle birlikte kurultaydan neyi amaçlıyoruz, hangi sonuçlarla çıkmalıyız, sorularına verdiğimiz ve vereceğimiz yanıtlarla oluşturmalıyız.

Kurultayın önündeki en büyük handikap, katılanların çoğunluğunu oluşturacak olan beklenti katsayısı düşük, mücadele yönüyle umutsuz ve kırılgan kesimlerin Kurultayın amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütlemektedir. Sorun bir yönüyle de, dile getirdiği soruna ve güçlü - satmayacak bir sendika arayışına hemen çözüm isteyen, somut bir formül bekleyenlerin beklentisine ne ölçüde yanıt verebileceğimiz ve verilecek yanıtın ne ölçüde somut ve ikna edici olacağıdır. Bu sorun, ön hazırlık toplantılarının örgütleniş, zaman ve etkinlik yönlerinden zayıflıklarıyla birlikte daha büyümüş olarak çıkmaktadır karşımıza.

Kuşkusuz Kurultay şu ya da bu fabrika veya işyerindeki özgül sorunların tek tek konuşulacağı çözüm yeri değildir. Kısa dönemde işçilerin sendikal beklentilerine yanıt vermek de mümkün değildir. Ayrıca bu bizim kendi başımıza değil, onlarla birlikte çözeceğimiz, birlikte uğraş verilmesi gereken bir sorundur. Bununla birlikte, bizim kurultaydaki hedefimiz, Kurultaya en alt düzeyde bir beklenti ile gelmiş olanda dahi söylenenlerin çözüm için bir anahtar olabileceği düşünce ve duygusunu yaratmak ve bu çalışmanın içerisine çekmek olmalıdır. Bunun için, bir mücadele silahı olarak grev ve direnişlerin günümüzde nasıl örgütlenmesi gerektiği, yeni bir sendikal hareketin ve örgütlenişinin esaslarının neler olduğu, emeğin korunması için yürütülecek mücadele, Kölece Çalışmaya ve Kölece Yaşamaya Hayır Kampanyasının anlatılması özenle yapılmalı. Sorunların yerel, kısmen sektörel ve dar ekonomik çerçeveli ortaya konuluşundan çıkıp, koşullardaki değişim, sınıf yapısı, sektörel yapı, siyasal koşullar-güç dengelerindeki değişmeler, bunlarla birlikte sendikal örgütlenme, grev ve mücadele taktiklerindeki değişmeler, yeni olanakların neler olduğunu bildirgelerle kurultay düzlemine taşımalıyız. Bu konulardaki bildirgeler, son derece açık ve anlaşılır olmasının yanısıra konuşmalarla da desteklenmelidir.

İşçi sınıfına dönük saldırının boyutları ve sınıfın değişen yapısının anlatılması da işçilerin içerisinde bulundukları durumu kavramaları açısından son derece önemlidir. Yakın çevremizdeki öncü bir işçinin kolektif işçi bilinci yazılarını okuduktan sonra önceki tutuk ve engelleyici tavırlarına ilişkin özeleştiri vermesi, sınıfın değişen yapısı, yeni sendikal yaklaşımlar üzerine verilen seminerlerin öncü aktivistler üzerindeki etkisi bu konuda bir fikir vermektedir. İşçilerin hangi koşullar içerisinde bulunduklarını, bastıkları kaygan zemini görmelerini bu şekilde sağlayabiliriz. Bilinçsel bir sıçramanın kıvılcımları, bir yön değişiminin başlangıç adımları atılmış olacaktır. Bunların sağlayacağı ufuk genişlemesi, onları daha zorlu ve soluklu bir mücadeleye çekmenin olanağını yaratacaktır. Belirtilen konulardaki bildirge ve konuşmalar, kurultaya katılacak işçilerin büyük bölümünün kurultayla ilgili sonraki tutumunu belirleyecektir. Bunun için bu konularla ilgili bildirgeler özenle hazırlanmalıdırlar. Ve onları açıklayıcı, uzun olmayan net söylemli konuşmalar yapılmalıdır.

Kurultaya katılacak bilinç düzeyi birbirinden farklı tüm işçilerin genel ve ortak sorusu Kurultay sonrasında ne olacağıdır. Tonu umutlu ya da umutsuz olan bir dilek eşlik etmektedir bu soruya. Bu soru bir süredir kurultay çalışanlarının kafasını da daha çok meşgul ediyor. İşçiler soruyu sorarken, kısa vadeli ve hemen bir çözüm arayışında olanlar yanıtı da bu doğrultuda istemektedirler. Sınıf kendi deneyimlerinin sınırları içerisinde düşünmektedir; işçilerin çoğunluğun arayışı ve beklentisi daha çok sendikal çerçeveyle sınırlı bir beklenti ve örgütlülük arayışıdır. Bunları da kendi içerisinde ikiye ayırabiliriz. Böyle bir sendika olduğu koşullarda ona katılacak, onun olmasını isterken bunun oluşturulmasını kendi dışında gören bir işçi grubu. Yeni devrimci bir sendikal hareketin yaratılmasının gerekliliğine inanan ve bunun için çaba sarf etmeye yönelimli bir diğer işçi grubu. İşçilerin çoğunluğunun kafasında soruyla birlikte yanıtlar bu şekilde biçimlenmektedir. Bizim açımızdan bu iki kategori dahilindeki hedef, birincileri ikinciler düzeyine çekmek, ikincileri de işin bilfiil örgütleyicileri düzeyine çıkartmak ve bunun siyasal sosyalist bir bilinçten ayrı olamayacağını kavratmak olmalıdır. Bu ön cevabı atılacak adımların ne olması gerektiğini yanıtlayarak tamamlayalım.

Bölgesel, sektörel, yerel öncü işçi kurulları-platformları, kurultay salonundan başlayarak kurulmaya başlanmalıdır. Kurultaydan kurultaya katılan tüm işçilerin katılım ve onayıyla ortak çıkması gereken kararlardan birisi öncü işçi kurullarının kurulması, bunlarda yer alma ve çalışmalarına aktif katılım kararı olmalıdır. Diğeri de Kölece Çalışmaya, Kölece Yaşamaya Hayır kampanyasının sektörel ve yerel sorunları da kapsamına alarak, tüm sınıfa taşıyacak biçimde genişletilerek sürdürülmesi. Kurultayın gerek örgütlemeye gerekse eylemliliğe dönük açılımları bu ikisi üzerinden olacaktır. Kurultay sonrası süreci belirleyecek olan da bunlardır.

İşçi sınıfı ya devrimcidir Ya da Hiç bir şey; Kolektif işçi bilinci; Sosyalizm, işçi sınıfı enternasyonalizmi ve Kürt sorunu gibi güncel siyasal konuları içeren bildirge ve konuşmalar, Kurultayımıza rengini verecek olan bildirge ve konuşmalardır. İşçi sınıfının içerisinde bulunduğu duruma, karşı karşıya olduğu sorunlara temel ve stratejik düzeyde çözüm getiren, devrimci sosyalist bir sınıf hareketinin yaratılmasını öngören bildirgeler, yerel, dar ekonomik, sendikal beklentilerle gelen işçilerin beklentileriyle çelişecek, açık örtük karşı çıkışlar olacağı gibi bir bölümünü uzaklaştıracaktır. Sınıfta hakim olan geri bilinçle, devrimci siyasete uzaklıkla ve milliyetçi önyargılarla çelişeceğiz. Bu Kurultayla da sınırlı olmayan, zaten karşı karşıya olduğumuz ve işçi sınıfının kitlesiyle daha çok yüzyüze geldiğimizde daha fazla karşı karşıya da geleceğimiz bir iç gerilim eksenidir. Sorunlarının çözümünü politik mücadelenin dışında görme ve devrimci siyasete uzaklık, şovenizmin işçi sınıfını da daha fazla etkiler hale gelmesi bu açık örtük karşı çıkışların nedenidir. İşçi sınıfındaki yerel sorunlar ve dar bir ekonomik mücadelenin sınırları içerisinde kalma biçimindeki yaygın tutuma, devrimci politikaya uzaklığa karşı, yaratacağı karşı bazı sonuçlar da olsa ısrarla ve kararlılıkla mücadele etmeliyiz. Devrimci sosyalist bir siyasallaşma olmadan, sınıfın öncülerinden başlayarak böyle bir bilinç donanımı sağlanmadan ekonomik sendikal mücadele içerisinde dahi yol alınamayacağını döne döne anlatmalıyız. Keza halkların kardeşliği gerçekleşmedikçe sınıfsal birliği sağlamanın da mümkün olmadığını, kirli savaşın faturasının emekçilere ödetildiğini, burjuva milliyetçiliğinin sınıfı içerden böldüğünü…

Sınıfta siyasal stratejik bir bilinç ve kavrayışın oluşturulmasında, devrimci sosyalist bir sınıf hareketinin yaratılmasında bu bildirgeler belirleyici. Bu bildirgeler, niçin önemliler, niçin asıl güç onlarda, sınıf hareketi için bütünsel bir strateji niçin gerekiyor, anlatabilmeliyiz bunları. Eğer sektörel sorun ve mücadeleleri konu alan bildirgeler, yeni bir devrimci sendikal hareketin yaratılması ve grev taktiklerine ilişkin bildirgeler, emeğin korunması eksenli talepler içeren kampanya güçlü bir şekilde anlatılır, bir mücadele dinamiğine çevrilir, bunlarla ikinciler, siyasal stratejik bir bilinç ve kavrayış geliştirerek soluklu bir mücadelenin önünü açacak olanlar arasında bir rezonans sağlanırsa bu gerilimi azaltma ve çelişkiyi çözme yönünde güçlü bir adım atılmış olacaktır. Devrimci sosyalist bir sınıf hareketinin de, gelişimini bundan ayrı olmayacak yeni bir devrimci sendikal hareketin de yaratılması, sınıftaki kaynağı burjuva ideolojisi ve bilinci olan bu geri eğilim ve tutumla mücadele etmeyi gerektiriyor. Bu öncelikle de, sınıfın kitlesiyle arasındaki farklar silik olan öncü işçilerin sosyalizme kazanılması ve komünist bir öncü işçi çekirdeği yaratabilmemiz açısından önemlidir. Sınıf çalışmamıza stratejik bir derinlik ve süreklilik kazandırmamız böyle bir komünist işçi çekirdeği oluşturmamızla mümkündür. Öncesi ve sonrasıyla birlikte Kurultay süreci, sınıfın kitlesiyle aralarındaki bağlar silik olan öncü işçilerin ileriye doğru bilinç gelişimiyle sosyalizme kazanılma sürecidir aynı zamanda. kurultayın başarı kriterlerinden birisi de bu olacaktır.

Rezonans yaratmamızı sağlayacak çözücü halkalardan birisi de şudur: Kurultaya katılacak işçilerin izleyici bir konumla sınırlı kalmamaları, kendilerini sorunun sahibi ve çözüm gücü olarak hissetmeleri ve düşünmelerinin sağlanması kurultayın başarısı ve işçi hareketinin örgütlenişinin kilit halkalarından birisidir. Nasıl bazı yoldaşlarımızın “Biz bir kurultay örgütlüyoruz, gelin, katılın” biçimindeki söylemlerinin yanlışlığını eleştirmişsek, işçilerde de varolan “Devrimci bir grup kurultay yapıyor, bir gidip bakalım” biçimindeki yaygın görüşü de eleştirmeliyiz. Bu sadece eleştirmekle de aşılacak bir sorun değildir. İşçileri kendi sorunlarının çözümünün öznesi olmaları gerektiğine inandırmalıyız. Bunun için onları nesne gibi görmekten çıkmak, işçi popülizmine kapılmamak, işçilerde varolan özgüvensizliğe, öte yandan köylülükten devralınmış kurnazlıklara karşı mücadele etmek, öncü-kitle diyalektiğini iki yönlü olarak da doğru kurmak, öncelikle de kendimizin dar ve tek biçimli bir kitle çalışması anlayışından kurtulmamız gerekiyor. Bunlar bir anda yıkılıp geçilecek, aşılıverecek sorunlar değil. Fakat sınıfın dinamiklerinin harekete geçirilebilmesi için aşılması gereken zorlu bir yoldur. Kurultay da kendi başarısını bu yönde atacağı adımlarda da görmelidir. İşçilerin görüşlerini söylemeleri, işkollarıyla ilgili tebliğleri kendilerinin hazırlaması gibi atılan, atılmaya çalışılan yetersiz kalan adımlar, kurultay salonuna da -bunun aşırı bir dağınıklık oluşturmasına, aynı şeylerin tekrarına, ekonomik sendikal bir daralmaya vb. meydan verilmeden bunların alt toplantılarda dile getirilmiş olduğu da belirtilerek- taşınmalıdır. İşçilerin sorunlarını ifade etmeleri, tanımlamaları, yapılacakları belirlemeleri, bu süreçlerin herbirisinde yer almaları önemli. Her adımı onlarla birlikte atmak, onlara perspektif kazandırmak, önderliğimizi sürece yedirmek, kalıcı bir ilişki kurabilmenin, birlikte yol alabilmenin koşuludur.

İşçileri edilgen olmaktan, özgüvensizlikten çıkartacak, kendi gücüne güven duygusunu geliştirecek olan doğru yöntemlerin izlenmesi, doğru bir ilişki tarzının kurulması olacaktır. Kurultayın örgütlenişi de bunu güçlendirecek biçimde olmalı, sonraki çalışmaların omurgasını oluşturacak öncü işçilerin katılım ve inisiyatifini artırıcak adımlar atılmalıdır. Alan tebliğleri işçiler tarafından hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Kurultayla ilgili karar önerileri -Öncü İşçi Kurullarının-platformlarının- oluşturulması, Kölece Çalışmaya, Kölece Yaşamaya Hayır Kampanyasının örgütlenmesi, Sonuç Bildirgesi gibi karar tasarıları birlikte hazırlanmalı ve onların imzaları ve sunumuyla önerilmelidir. Öncü işçi kurullarında (Söz Alınterinin Öncü İşçi Platformu (Kurulu) gibi bir isim de verilebilir) yer alacak işçiler, Kurultaydan çıkacak kararları, gönüllükle ve sınıf kararlılığıyla uygulamak, Kurultayın kararlarını ve hedeflerini sınıfın bütününe taşımak, kuruldukları bölge ve sektörlerde kurultay perspektifleri doğrultusunda mücadeleyi örgütlemek, grev ve direnişlere müdahale etmek, işçi sınıfının mücadelesine daha bütünsel ve çok yönlü bir yaklaşımla bakarak buna uygun, günlük yaşam ve yaşam çevresinide içeren bir perspektifle çalışmalarını yürütmek, 1 Mayıs’a güçlü bir katılım sağlamak gibi görev ve hedefleri olmalıdır. Katılımda gönüllük esas olmalı, kendilerini Kurultaya katılan işçilere ve bulundukları bilge ve sektörlerdeki işçilere hesap vermekle yükümlü görmelidirler.

[foto]kurultayzamani3.jpg[/foto]

Teknik organizasyon: Örgüt ruhunun kendini hissettirmesi gereken alan

Kurultayda istenilen sonuca ulaşmamızda teknik organizasyon ve hazırlık, salonda yaratılacak hava da belirleyici olacaktır. İçlerinde Latin Amerika ve AB ülkeierinden gelen delegasyonların da olacağı, yüzlerce emekçinin katılacağı iki gün sürecek bir Kurultay örgütlüyoruz. İşçilerin geliş ve gidişi, barınma, yemek gibi sorunların hiçbir aksama yaratmayacak biçimde çözülmesi gerekiyor. Bunlara ve salonun iç organizasyonunu dönük hiçbir işe salt teknik işler diye bakamayız. Teknik organizasyonun yetkinliği, işçilerin kurultaya sağlıklı ve etkin katılımını sağlayacak salondaki ortamı etkileyecek, havayı yükseltecektir. Kurultayın aynası olacaktır. Tersi ise… Ağır aksak çalışma, mükemmeliyetçilik adı altında işlerin yavaşlatılması, plansızlık, şu ya da bu enstrümanın bulunamaması, zamanın kötü kullanımı, ekip olarak çalışmama, büyük orkestraya uyumsuzluk kabul edilemez. Bunların bir tanesi dahi çalışmanın tümünü zedeler. Kalan zamanı iyi değerlendirmeliyiz. Sınıftaki iç çözülmenin oluşturduğu dağınıklık, bireysellik, umutsuzluk, çözümsüzlük duygu ve düşüncelerini, moral bozukluğunu ilk andan itibaren değiştirmeye başlayacak, güçlü bir sınıf duygusu, birlik duygusu oluşturacak, başların salondan dimdik ve mücadele isteği ile çıkacağı bir havayı, ortamı Kurultayda oluşturup hakim kılmalıyız. Pankartlar, dövizler, sloganlar, marşlar, dış ülkelerden gelecek işçi yoldaşların yaratacağı enternasyonalist coşku… Kurultayın başarısının ilk, diğerlerinin de önünü açacak olan koşulu budur. İşçiler birlikte olmanın coşkusunu yaşamalı, sadece bu duygu dahi birlikte mücadele isteğini güçlendirmeli, bununla birlikte çözüm için ne yapacakları, hangi adımları atacaklarını görmenin, öğrenmiş olmanın bilinç ve duygusuyla da donanmış olarak çıkmalıdırlar Kurultaydan. Bu ikisini birleştirdiğimiz ölçüde sağlayacağımız etki, Kurultay coşkusuyla sınırlı bir havai fişek etkisi olmaktan kurtulur, sonrasında sürdürülebilecek bir çalışmanın zemini güçlendirilerek yaratılmış olur.

Bütün yoldaşlar, olanak yaratma ve sorun çözücü olma düşünce ve duygusuyla, yüksek bir iradeyle işlere kilitlenmelidirler. Daha bütünsel düşünme, kolektif olma, gelişkin organizasyonallik, yüksek devrimci ruh, ilkelliği ve amatörlüğü aşmanın ve yetkinleşmenin koşullarıdır. Kurultayın teknik örgütlenmesinde kendimizi aşacak bir organizasyon yeteneği ve duruş disiplini sergilemeliyiz. Yapımızın ruhu her işin yapılışında kendisini hissettirmeli, işin teknik yönüne de damgasını vurmalıdır.

Şimdi Kurultay zamanıdır. Bilinç, irade ve kararlılıkla yürümenin, özlemleri gerçek kılmanın, zemheride toprağı kazmanın, Mart’tan Mayıs’a yürümenin, havayı işçiden yana döndürmenin zamanıdır şimdi. Baharı karşılamanın zamanıdır.


*Ufuk Çizgisi dergisi, sayı: 33