8 Mart kapitalizmin sorunlarından hem işçi hem kadın olarak fazlasıyla nasiplenen proleter kadınların günüdür
8 Mart, dünyanın pek çok ülkesinde, emekçi kadınların hak ve eşitlik isteklerini dile getirdikleri, emekçi kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlarına dikkat çekmek için bir araya geldikleri bir gündür.
8 MART'IN DOĞUŞU
New York tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800'lü yılların ortalarında, daha iyi çalışma koşulu, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücretlerini alma ve daha iyi yaşam için mücadele vermişlerdir. Haklarını elde edebilmek için direnişin arkasından grev kararı alınır. Patronlar grev kararına karşı işçi kadınları fabrika binasına kilitlerler. Patronların korkusu, işçi kadınların verdikleri mücadelenin güçlenmesi ve başka fabrikalara sıçramasıdır.
Fabrika’da yangın çıkar. Çıkan yangın sonucunda binlerce kadın işçi alevler arasında can verir. Aynı yıl yine tekstil, tütün ve diğer endüstri kollarında kadın işçiler, direniş ve grevlerle mücadeleyi devam ettirirler.
1910'da Kopenhag’da toplanan 17 ülkeden 100'e yakın kadın delegenin katıldığı II. Enternasyonal’in Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisi ile bu tarihi gün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edilir. Artık 8 Mart, her yıl emekçi kadınlar tarafından kutlanan ve mücadele edilen bir gün olur.
8 Mart öncelikle, düzen tarafından ezilen kadınların sömürü düzenine karşı taleplerini dile getirdikleri bir gündür. Bunun yanı sıra sömürü sisteminin bir ürünü olan cinsiyet baskısı ve sömürüsüne karşı da mücadele edilir. Baskının sömürünün olmadığı bir toplumsal sistem yaratma özlemi içerisinde olan kadın ve erkeğin, sınıf ve cins sömürüsüne karşı mücadele ettiklerinde 8 Mart gerçek anlamınını kazanır.

İÇİNİ BOŞALTIYORLAR
Günümüzde burjuvazi tarafından 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nün içeriği tamamen boşaltılmaya çalışılmaktadır.
Bunun için öncelikle adında bir değişikliğe gidilir. Emekçi Kadınlar Günü’nden “emekçi” atılıp, sadece “kadınlar günü” bırakılır geriye. Bu küçük bir değişiklik değildir aslında. İçeriğinden arındırılmanın ön adımıdır. Kadınların mücadele günü, ya sadece yakınmaların dile getirildiği ya da hediyelerin, çiçeklerin alındığı sıradan içi boş bir gün oluverir. Ezen ve sömüren kadınla ezilen ve sömürülen kadın aynı değildir. Patron olan kadınla işçi olan kadının sorunları aynı değildir. Biri sömürenken biri sömürülendir. Bunun için 8 Mart’ı “kadınlar günü” olarak adlandırmak yanlıştır. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür.
Bir 8 Mart’a daha, tüm dünyayı saran derin bir ekonomik kriz, açlık, yoksulluk ve işsizlikle birlikte giriyoruz. Dün New York’lu kadın işçileri yakan, bugün sosyal hakları tırpanlıyan, eğitime ve sağlık yerine orduya bütçe ayıran, işçiler üzerinde baskılar, grev yasakları, işten atmaları getiren yine aynı anlayış.

YÜZÜMÜZ GÜLSÜN DİYE…
Emekçi kadınlar, kapitalizmin yaratığı bütün bu sorunlardan nasibini hiç şüphesiz fazlasıyla alıyor. Genellikle işten ilk atılan kadınlar, düşük ücretle çalıştırılan kadınlar, kötü koşullarda çalışmaya zorlanan kadınlar oluyor… Böylece kadın, hem kadın olmaktan hem de işçi olmaktan kaynaklı iki kat sömürülüyor.
İçinde yaşadığımız bu baskı ve sömürü düzenini yaratan, sadece kendi sermayesini ve devamlılığını düşünen anlayıştır. Ancak bu anlayışı ortadan kaldırmakla sömürüsüz düzeni kurabiliriz.
Bugün dünyanın pekçok yerinde sosyal yıkım yasalarına, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, ırk ve cins ayrımcılığına karşı bir mücadele dalgası yükseliyor. Dünya’nın her köşesi mücadeleye atılan kadın-erkek işçilerin, emekçilerin sokağa dökülüp, grevlerle haklarını aradıkları gündür.
Bu düzeni yıkmak ve yerine hiçbir ayrımcılığın olmadığı, sınfsız, sömürüsüz bir dünyayı yaratmak kadınıyla erkeğiyle biz tüm dünya işçi sınıfının elinde.
Bu düzen yerle bir edilmedikçe ne emekçi kadının ne de emekçi erkeğin yüzü gülmeyecek.
* Yaşanacak Dünya, Sayı: 23