İstanbul 1 Mayıs'ının militan eylemcilerinden bir DPG okuru anlatıyor:
1 Mayıs’ın coşkusuyla uyandık güne. Bünyemizi saran bir heyecanla Mecidiyeköy’e vardık. Katılımın çoğu Mecidiyeköy’den yapılıyordu.
Şişli Cami’nin arada karşıladı faşist polis bizi. Şimdilik tazyikli su kullanıyordu, saat bu sırada henüz 09.00’du. Bu saldırıdan sonra kitle ara sokaklara dağıldı. Biz de Cumhuriyet gazetesinin olduğu binanın oradan daldık. Ana cadde tamamen kapatılmıştı.

DPG’liler olarak arkadaşlarımızı arıyorduk. Çünkü örgütlülük her zaman iyidir. Saat 10.00’a doğru Alınteri’ni bulduk. Cumhuriyet gazetesinin iki sokak sonrasında polisle sıcak temas sağlandı. Polisin üzerine gitmeyince bir şeye ulaşamayacağımızı bildiğimizden toplanan kitleyi bu amaca yönlendirmek için sloganlarımızı attık. Mücadele Birliği’nin de katılımıyla bir cephe savaşına tutuştuk. Biz polise taşlarımızla saldırdıkça polis de gaz bombası ve plastik mermilerle saldırdı. Gazları bize zarar vermezdi çünkü amacımız tekti: Taksim!
O sokakta oldukça uzun süreli bir çatışma oldu. Beton kütleleri ve çöp tenekelerini yola yatırarak barikat kurduk ve polise buradan taş attık. Polisin bu sokakta yoğunlaşması sonucu Okmeydanı Hastanesi’ne inerek Halaskargazi Caddesi’ne paralel ilerledik. Pencere ve balkonlarda toplanan halka 1 Mayıs’ın tarihi ve neden Taksim’de kutlanması gerektiğinden bahseden ajitasyonlar çekildi. Halk da alkış ve ıslıklarla destek verdi.
Polis her sokağı tutmuştu. Önünde polis olmayan bir barikatı gözümüze kestirdik ve kitleyle beraber bariyerleri devirdik. Barikat açıktı ama genelde yapılan bu açık noktadan polise taş atmaktı. Bence yapmamız gereken o açık noktadan ilerlemekti. O noktaya da polisin yığılması ve gaz bombaları sonucu Ciner binasının bulunduğu yere yöneldik.
Tarlabaşı’na geldiğimizde Halk Cephesi’yle birlikte kitlesel bir şekilde “Yaşasın 1 Mayıs!”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği!” sloganlarıyla barikatları zorladık. Taşlar ve molotof ile barikat yıkıldı. Ancak yine önceki durumdaki gibi barikat aşılmak yerine kitle yerinde durduğu için bir süre sonra burada polis arttı.
Bu sırada DİSK kortejinin Taksim’e ilerlediği haberi gelince geri döndük. Ancak korteje giremeyeceğimizi de anladık. Devlet “makul sayıda” insanı kabul etmiş. Bu grup Taksim’e yürürken yanlardan girişleri engellemişti. Hep beraber giremeyeceğimizi anlayınca gruplar halinde Taksim’e yöneldik. Kimimiz caddeye ulaştı kimimiz de gözaltına alındı.
İstiklal Caddesi’ne çıktık. Cadde her yandan tutulmuş vaziyette ve geçişler kontrollüydü. Dolaşarak yoldaşlarımızı Cihangir’de bulduğumuzda saat 15.00’e geliyordu ve eylemin bitirildiği ilan edildi.
İşçi ve emekçi bayramı 1 Mayıs benim açımdan böyle geçti. Biz Alınteri ve DPG olarak örgütlülük ve militanlığımızı sokaklara yaydık. Halkın evlerinden bizi alkışlarla desteklemesi, limon ve su vermesi devlet ve polisine karşı bizim yanımızda olduklarını gösteriyordu.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!
Bir DPG okuru