Salı, 9 Mayıs 2006 (20 yıl 5 ay önce)
Neoliberal saldırı politikaları çerçevesinde sağlık ve eğitim gibi en yakıcı toplumsal ihtiyaç alanları daha dolaysız biçimde azami kar iştihasına açılması, yıkıcı etkilerini artırıyor.
Bu en çarpıcı ve yıkıcı bir şekilde sağlık alanında görünüyor. Bilimsel deneyleri bile bir yana bırakarak yeni ilaçları üç otuz para karşılığında emekçi kobaylar üzerinde deneyen büyük ilaç tekelleri kar etmek, daha fazla kazanmak ve daha fazla satmak için hiçbir ahlaki değeri tanımıyor. Ve halk sağlığını ciddi olarak tehdit ediyorlar.
Araştırmacıların son iddiaları ise işin vardığı boyutları gözler önüne seriyor. İddialara göre ilaç firmaları daha çok ilaç satmak için hastalık icat ettiyorlar. Public Library of Science Medicine, “hastalık tacirlerinin” karlarını artırmak için var olmayan hastalıklar yarattığını ve önemsiz sorunları abarttığını bildirdi.
İlaç firmalarına inanmayın!
Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, ilaç firmalarının menopoz gibi durumları “tıbbileştirerek” sağlıklı insanları riske soktuklarını belirttiler. Menopozun hayatın normal bir parçası olmasına karşın bir rahatsızlık olarak tanımlanarak tıbbileştirildiği kaydedildi.
Raporu kaleme alan David Henry ve Ray Moynihan, ABD’de kadınların yüzde 43'ünde cinsel bozukluk bulunduğuna halkı inandırma girişimlerini de eleştirdiler. Henry ve Moynihan, yüksek kolesterol ve kemik erimesi gibi risk faktörlerinin halka bir hastalık gibi sunulduğunu, “huzursuz bacak sendromu” gibi nadir görülen ve “hassas bağırsak sendromu” gibi basit sorunların abartıldığını söylediler. Raporda,
“Hastalık tacirliği, hastalığın sınırlarını ve tedaviyi sağlayanların pazarını genişleterek hastalığı satmak durumudur” denildi.
Kampanyalara aldanmayın!
Raporda,
“Bu en bariz şekilde, ilaç firmalarının finanse ettiği hastalıklara karşı bilinçlendirme kampanyalarında görülmektedir. Bunlar, sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesi konusunda insanları bilgilendirmek ve eğitmekten ziyade ilaç satışlarını artırmak için yapılmaktadır” ifadesine yer verildi.
Araştırmacılar, doktorları ve hastaları ilaç sanayisinin pazarlama taktiklerine karşı uyanık olmaları konusunda uyardılar.
Türkiye'de medyada bir kampanya biçiminde yürütülen, bilim dışı “sağlık” dizileri, ekleri, ilaç tekellerinin, her gün bir yenisi kurulan şirket hastanelerinin piyasasını genişletmeye dönük. Bir yanda yaygınlaşan en ağır sağlık sorunlarına biricik tedavi kapıları kapanan emekçiler, diğer yanda “hastalık hastası” haline getirilerek gereksiz ve bilim dışı ilaç tüketimini ve “sağlıklı yaşam reçeteleri”ni yaşam tarzı yapanlar, kapitalizmin sağlık alanında yol açtığı tahribatı ortaya koyuyor.