Sağlık harcamalarında kısıtlamaya gitmek, halk sağlığını hiçe sayarak patronların ortak kasası olan devlet bütçesinden sağlığa giden harcamaları engellemek amacıyla yeni ayeti huriyeler icat ediliyor.
Sosyal güvenlik harcamalarından 2.5 milyar dolarlık ek kesinti öngören IMF paketinin ardından Maliye bakanlığı koordinatörlüğünde yürütülen çalışmalarla Merkezi Yönetim Bütçesi'ndeki sağlık harcamalarından 1.4 milyar YTL'lik “tasarruf” sağlayacak adımlar atılıyor. Bu tasarruf tabii ki bizim yaşam hakkımızdan yapılıyor. Nitekim “tasarruf” doğrudan tedavi ve ilaçlarımız üzerinden yaratılıyor.
Birçok ilacın ithal edildiği, SSK ilaç fabrikası gibi yerli ve ucuz ilaç üretimi yapan fabrikaların kapatıldığı, ilaçların depolarda saklanarak karaborsacılık yapıldığı ve asıl olarak sektörün tekelleştirildiği ülkemizde pahalı ilaç kullanan SSK'lılar fark ödemesi yapacaklar.
Sağlık harcamalarında tasarruf tedbirleri adı altında, ayakta tedavilerde de fiks fiyat uygulamasına geçiliyor.
Bu çerçevede, yataklı tedavilerdeki paket fiyat uygulamasının, ameliyatlar dışındaki tedavileri de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması kararlaştırıldı. Aynı şekilde ayakta tedavilerde de fiks fiyata geçilmesi benimsendi.
Piyasalaştırılmış sağlıkta bugünkü işleyiş şöyleydi: Öncelikle muayene olabilmek yani doktorun karşısına geçebilmek için öncelikle muayene ücreti ödüyorduk. Daha sonra ihtiyaç duyulan her tetkik için (tahlil, röntgen, ultrason vb.) ayrı ücret ödemesi yapılıyordu.
Fakat şimdi rahatsızlığın cinsi fark etmeden (başağrısı ya da zehirlenme), tedavinin gidişatı da fark etmeden hastanelere muayeneye gittiğimizde tedavi olabilmek için direkt belirlenen fiks ücreti ödeyeceğiz.
Getirilen tüm bu yeni düzenlemeler Yeşil Kartlıları da kapsıyor.