Londra'da yaşayan gazetemiz Alınteri dostu Hatice Unutkan yıllar boyunca midesindeki ağrılar nedeniyle hastanelere sevk edilmek için çaba harcadı. Fakat hastaneye gidebilmek için Türkiye'deki adı “aile hekimi” olan memurdan sevk alması gerekiyordu. Aile hekimi sürekli olarak ağrılarına psikolojik yanıtını vererek, birkaç ağrı kesici ile geri çevriyordu. Hastane sevkini aldıktan sonra 1 yıl boyunca hastaneler tetkikler için hep geç gün verdi, verilen günlerde de yerimiz yok denildi.
Sonunda teşhis için vücudundan parça alındığında doktorlar kanserden şüphelendiği halde verdikleri ameliyat gününü de iki kez ertelemişlerdi. Hatice ameliyat olduktan hemen sonra kanser olduğunu kesin olarak öğrenmişti. Vücudu öylesine bitkin düşmüştü ki kemoterapi yapılabilmesi için bile yeterince direnci kalmamıştı. Hatice Unutkan böyle katledildi.
Çünkü, “sosyal güvenceliydi.” Aile hekimini atlatıp direkt hastaneye gitmesi, sevk zincirini kırması nedeniyle sigortasının yanması anlamına geliyordu. Ancak parayı bastırıp özel bir hastanede tedavi olabilirse yaşayabilirdi. Bastıracak parası yoktu, öldü.
Türkiye'de de sağlığın piyasalaştırılması ve tekellerin kar alanına dönüştürülmesinin bir parçasını işte bu aile hekimliği uygulaması oluşturuyor.
Uygulama geçen yıl pilot bölge olarak seçilen Düzce'de yaşama geçirilmişti. Şimdi aile hekimliğinin uygulama alanı 9 ile daha yayıldı: Adıyaman, Ankara, Denizli, Bolu, Samsun, İzmir, Edirne, Adana ve Eskişehir.
Geçtiğimiz günlerde Eskişehir-Bilecik Tabip Odası'nın (EBTO) ev sahipliği ile aile hekimliğini değerlendirme toplantısı düzenlendi.
Toplantıda TTB Genel Sekreteri Altan Ayaz, Düzce'de geçen yıl başlatılan aile hekimliği pilot uygulamasının objektif sonuçlarının değerlendirilemediğini ileri sürerek şöyle konuştu:
“Toplumun tümünü ilgilendiren böylesi bir değişimin öncesinde, ilgili kesimlerin, bilim çevrelerinin görüşlerinden yararlanılmaması, ciddi bir eksiklik olarak durmaktadır. Var olan 40 yıllık sağlık ocağı birikimini hiçe sayan aile hekimliği uygulamasına geçiş, ne yazık ki hiçbir alt yapı hazırlığı tamamlanmaksızın başlatılmak istenmektedir. Bu durum, ülkemiz için zaten uygun bir model olarak görünmeyen aile hekimliği uygulamasının sadece meslektaşlarımız ve sağlık çalışanlarının özlük haklarında kayıplara yol açmasıyla kalmamakta, aynı zamanda toplum sağlığını da tehdit eden bir boyuta gelmesine sebep olmaktadır. Buradan Sağlık Bakanlığı yetkililerine bir kez daha seslenmek istiyoruz. Yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Bir an önce yanlıştan dönün."Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Demet Özbabalık da, Eskişehir'in pilot uygulamanın başlatılmak istendiği diğer 9 il gibi sağlık ocakları üzerinden birinci basamak sağlık hizmetleri sunumunun örnek gösterildiği iller arasında olduğunu ifade ederek, "Varolan sistemin eksikliklerini tamamlamak, günün ihtiyaçları çerçevesinde sağlık ocaklarının teknik altyapı ve personel eksikliklerinin giderilmesi çok daha akılcı bir yönelim olacak iken, tüm sistemi baştan değiştirmeye kalkmanın mantığını çözebilmiş değiliz. Umuyoruz, bu yanlışta ısrar etmekten bir an önce vazgeçilecektir" diye konuştu.