İşte sermaye, işte devleti!

Yıldız sunta örneğini iyi okumalıyız. Devletin bilgisi dahilinde, patronlar tarafından yana yakıla işte böyle katlediliyoruz.

GÜNCEL
Pazartesi, 2 Ekim 2006 (20 yıl 3 hafta önce)

28 Ağustos gecesi 25 ve 33 yaşlarındaki iki işçinin yanarak can verdiği Yıldız Sunta Fabrikası'nda, yangına karşı hiçbir önlemin alınmamış olduğunun devlet tarafından bilindiği ortaya çıktı. Geliyorum diyen ve devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen katliamdan sonra, devlet fabrikayı mühürleyeceğini basın önünde açıklamasına rağmen bunu bile yapamadı. Devlet 500'den fazla işçinin çalıştığı fabrikanın çevre katliamlarına da göz yumuyor.

Emisyon ve atık su yönünden çevreye yıllardır zarar veren Yıldız Sunta Fabrikası, iki yıldır Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından sözde yakın markaja alındı. Bu süre zarfında İzmit Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSU) ekipleri sık sık fabrikada denetimlerde bulunarak atık su örnekleri aldılar. Laboratuarlarda tahlil edilen bu örneklerde, her seferinde atık su içindeki KOI ile AKM ve pH parametrelerinin deşarj limitlerinin üzerinde olduğu tespit edildi.

Bu duruma karşı belediyenin tek yaptığı ise sözlü uyarılarda bulunmak oldu. Sözlü uyarılara cevap vermeyen fabrika yönetimine ilk yazılı uyarı geçtiğimiz Şubat ayında yapıldı ve atık su konusunda gerekli önlemlerin alınması rica edildi.

İşte tam bu sırada İtfaiye Daire Başkanlığı da fabrikada yangın önleme tedbirlerinin alınmadığını tespit etti. Aynı yazıda fabrika yöneticileri, en kısa süre içinde insan sağlığı için gerekli önlemlerin alınması konusunda uyarıldı.

Yıllardır çevre katliamını resmen izlemekle yetinen devlet böylesi tehlikeli bir işkolunda, 500'den fazla işçinin çalıştığı fabrikada yangın önlemlerinin alınmamış olmasını da basit bir uyarı ile geçiştirdi.

Yıldız Sunta patronları, iş ve çevre güvenliği konusunda göstermelik bir önlem almaya dahi tenezzül etmediler. Fabrikaya 24 Mayıs ve 5 Temmuz tarihlerinde Gayrı Sıhhi Müesseseleri İnceleme Kurulu kararı ile atık su deşarj ve emisyon limitleri ile yangın emniyet raporlarını alması konusunda 2 uyarı daha yapıldı. Artık pişkinliği tavana vuran Yıldız Sunta patronlarına karşı son uyarıda diğerlerinden farklı olarak önlemlerin alınması için iki aylık süre tanındı.

Geliyorum diyen cinayet 2 aylık sürenin bitmesine bir hafta kala gerçekleşti. 28 Ağustos gecesi Yıldız Sunta Fabrikası'nda meydana gelen bir patlamanın ardından çıkan yangında 25 yaşındaki Murat Kaya ile 33 yaşındaki Naşit Erdinç yanarak can verdi.



2 işçi patronların devletinin bilgisi dahilinde, patronların kar hırsıyla böyle katledildi. Devlet hayati derecedeki iş güvenliği tedbirlerinin patronlar tarafından yerine getirilmemesini hiçbir yaptırımı bulunmayan uyarılarla geçiştirdi ve katliama davetiye verdi. Oysaki, Yıldız Sunta gibi Uzunçiftlik Belediyesi sınırları içinde yer alan Al-Co tencerede işçiler direnişe çıktıklarında her direnişte olduğu gibi karşılarında ilk olarak devletin kolluk güçlerini buldular. Ve defalarca onların saldırısına uğradılar.

2 işçinin yaşamını yitirmesine rağmen patronlar hala yangına karşı en ufak bir önlem dahi almadılar. Bu katliam yaşanmasa, devlet 2 yıldır olduğu gibi yine bir uyarı ile işi geçiştirecekti. 19 Eylül'de, Murat ve Naşit'in cesedleri üzerinde yapılan Kocaeli Belediyesi encümen toplantısında fabrikanın mühürlenmesi kararını almak zorunda kaldılar. Yıldız Sunta'ya, belediye zabıtalarının bu sabah saat 10:00'da giderek fabrikayı mühürlemesi kararlaştırıldı.

Fakat devlet fabrikayı karar almasına rağmen yine kapatamadı. Kararlaşıtırıldığı gibi saat 10:00'da fabrikaya giden belediye görevlileri Yıldız Sunta Fabrikası'nın sahibi Ahmet Yıldız ile kapalı kapılar arkasında görüştüler. Büyükşehir yetkilileri fabrika çıkışında, "Çevre ve çalışanların güvenliği konusunda tesis sahiplerinden yazılı taahhütname alındı. Bunun üzerine iki ay ek süre verildi. Şimdilik mühürlemiyoruz. İki ay sonunda gerekli önlemler alınmazsa mühürleyeceğiz" dediler. Devlet yine devletliğini yaptı.

Siz söyleyin, bu fabrikanın patronlarının, yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, çalışma bölge müdürlüğü yetkililerinin, çalışma bakanının ve bakanlık yetkililerinin, çevre bakanı ve bakanlık yetkililerinin, il jandarma komutanı ve emniyet müdürünün..... bunların ve adını sayamadığımız nicesinin cinayetten yargılanması gerekmiyor mu?

Bunun olmayacağını, bu devlette bu sistemde olmayacağını hepimiz deneyimlerimizle biliyoruz değil mi? Asıl bilince çıkartmamız gereken ise bunun bizim elimizde olduğudur...

Sonraki Haber: Yıldız Sunta'yı Kapatamadılar