Cumartesi, 7 Ekim 2006 (20 yıl 3 hafta önce)
Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı 80 haneli Akçasır Köyü, kurulmasından 300 yıl sonra yola kavuştu, çocuklar ilk kez otomobil gördü. Köye yakında elektrik de gelecek.
Yukarıdaki alıntıyı
13 Ağustos 2006 tarihli Radikal gazetesinin bir haberinden aldık. Yani 80 haneli Kulp köyü sakinleri yola kavuşalı daha bir ay bile olmadı. Kanalizasyona, sağlık ocağına, okula, elektriğe kavuşabildiler mi bilmiyoruz. Ama o kavuştukları yolların da kışın ne olduğunu iyi biliyoruz. Aşağıdaki alıntı ise Fırat Haber Ajansı'nın
21 Ocak 2006 tarihli bir haberinden:
Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak, Elazığ ve Dersim illerinde toplam 2 bin 677 köy yoluyla 200'e yakın mezra yolu yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapandı.
"Orada savaş var" derseniz, evet deriz
Konya'da da savaş var. Konya
Beyşehir'e bağlı
Yeşilyurt'ta pazarcılık yapan
Mehmet Koçak diyaliz hastası olan annesini kamyonetinin kasasında hastaneye taşıyor. Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan 84 yaşındaki anne Koçak, haftada 3 defa gitmek zorunda olduğu Beyşehir Devlet Hastanesi Diyaliz Servisi'ne 6 aydır kamyonet kasasıyla ulaşabiliyor.
Mehmet Koçak defalarca ambulans ya da servis aracı istediğini ama karşılanmadığını belirtti. Geçtiğimiz günlerde Beyşehir Belediye Başkanı Nazif Tekinöz tesadüf eseri hastane önünde Mehmet Koçak ve annesi ile karşılaştı ve artık kayıtsız kalamadı. Yaptığı ise belediye minibüsünü göndermek oldu. Minibüsün koltuklarının takılı olması nedeniyle tekerlekli sandalye üzerinden inip yürüyemeyen yaşlı kadın, geldiği gibi tekrar kamyonet kasasında evinin yolunu tuttu.
Sınıfların olduğu her yerde savaş vardır. Paran kadar hayatta kalabileceğin bir savaş. Paran varsa az çok insanca yaşayabileceğin bir savaş. En yaşamsal ihtiyaçlarımızın dahi kar kapısına çevrilmesiyle savaşın en kanlı günlerini yaşıyoruz. Ya ulaşamadığımız ilaçlardan ölüyoruz ya da dün Roche skandalında ortaya çıktığı gibi ulaşabildiğimiz ilaçlardan.
Kulp köyünden 11 çocuk anası 40 yaşındaki Şeha Çiçek: Köyde neredeyse herkes akrabasıyla evli. Ben de amcamın oğluyla evliyim ve üç çocuğum sakat. Onların tedavisini merkeze uzak olduğumuz için yaptıramıyoruz. Geçen yıl benim rahatsızlığım nedeniyle doktora gitmek için iki gün boyunca yürüdük. Birinci günün sonunda ancak komşu köye vardık. Geceyi köyde geçirdik. Ertesi gün tekrar yola koyulduk, iki gün sonra da ilçeye vardık. Ardından hastaneye gittik. İlçeyi ilk kez gördüm. Akşam olunca hangi odaya gitsen her yer aydınlıktı. Bizim köy ise geceleri karanlığa gömülüyor. Gaz lambaları ile aydınlanıyoruz. Artık biz de karanlıktan aydınlığa kavuşacağız.
Mehmet Koçak: Hadi benim kamyonetim var kasasında getiriyorum, ama kışın soğuk günlerde ne yapacağız, ya aracı olmayanlar ne yapacak. Onların durumu daha kötü. Kilometrelerce öteden haftada 3 gün Beyşehir'e gelip gidenler var. Diyaliz hastaları için bir servis aracı temin edilmesini istiyoruz.