Bush yönetimi bu kez Ekvador’da, diğer bir seçimi de kaybetti.
Correa’nın zaferi sadece Bush’un değil, fakat 50 yıldan bu yana Latin Amerika’ya Washington tarafından empoze edilen birleşik küreselleşme modelinin de son hezimeti oldu.
Halkçı Rafael Correa ülkenin en zengin adamını, bir muz zenginini Alvaro Nobaa’yı yendi.
Kampanya boyunca Correa “ahmak” diyerek onunla dalga geçti. Ve Correa, Birleşik Devletler’le serbest ticaret anlaşmalarını reddeceğine, buradaki ABD askeri üslerini kapatacağına, ve “yasadışı” olarak nitelediği birikmiş kimi dış borçları ödemeyeceğine ant içti.
Correa’nın zaferi sadece Bush’un değil, fakat 50 yıldan bu yana Latin Amerika’ya Washington tarafından empoze edilen birleşik küreselleşme modelinin de son hezimeti oldu.
Arjantin ve Bolivya’dan Uruguay ve Venezüella’ya kadar bir ülkenin ardından diğeri zehirli ilacı yüzüne çarpmaktadır.
Ve bunun iyi bir sonucu vardır: Washington modelinin yükü, kıtanın bütününde yaşam standartlarında bir gerilemeye neden olmaktadır.
Son 100 yılın tarihsel kayıtlarına göre, Latin Amerika’daki bu hükümetler kısa bir şaşkınlıktan sonra ayaklanma hareketlerinden kurtulmayı bilmişlerdi. Bütün bu süre boyunca ABD politikası, Latin Amerika’daki hiçbir ülkenin Washington’un arzularına karşı koyamadığı sabit bir yıldız olmuştur. Başkanların kibrini kemiren Fidel Castro bir istisnaydı. Tekrarına izin verileceği düşünülmedi. Ve bu nedenle Birleşik Devletler Brezilya’da Goulart’ın Dominik Cumhuriyeti’nde Bosch’un, Şili’de Allende’nin ve Haiti’de Aristide’nin alaşağı edilmelerine yardım etti.
Bush yönetimi 2002’de Venezüella’da Hugo Chavez karşıtı bir darbeyi destekleyerek faaliyetlerini sürdürmeye çalıştı. Fakat darbecilerin beceriksizliği hayal kırıklığına yol açtı ve çabucak eski konumuna dönen Venezüella ordusu Chavez’e düşmanlaşmayı reddetti.
Şimdi Brezilya ve Şili dahil bütün Latin Amerika ülkelerinde gelişmekte olan sosyalizmin yeni türleriyle birlikte Washington’un küresel zorbalığı sürdürme yeteneği, büyük oranda azalmıştır. Latin Amerika halkı kısmen Bush’un “teröre karşı savaş” saplantısından ve yönetimin bütün dikkatini ve kaynaklarını tüketen Irak savaşı çözülmesinden yararlanmıştır. Bunun sonucu olarak Washington güneyin kendini toplamasının önüne geçme yeteneğinde değildir. Ve kısmen, Latin Amerika halkları sadece güçlerinin farkına varmaktadırlar. Tüm bu faktörlerle birlikte düşünüldüğünde, bu güç yıllanmış bir imparatorluğu etkisiz hale getirebilir.
Correa bunu anladı. O serbest ticaret sunağında tapınmayan sol kanat bir ekonomisttir.
Bunun yerine, o halkının refahını korumak ve onların kendi ekonomik bağımsızlık hakkını pratiğe geçirmek için savunmak istiyor.
Ekvador’un doğal kaynaklarından devasa karlar elde ederek yağmalayan ABD petrol şirketleri için bu hiç de iyi bir haber değildir.
Fakat Ekvador halkı için, ve nerede olursa olsun efendileri önünde -ister Washington’da isterse ExxonMobil’in idare odasında- diz çökmeyi reddeden insanlar için bunlar güzel haberlerdir.
(*) Matthew Rothschild / 28 Kasım 2006 CommonDreams.org’dan çevrilmiştir.