Newroz alanı örgütlü gücünü ve savaş yeteneğini büyütmüş olan Kürt halkının öz iradesini yansıtıyordu
Kürt halkının irade beyanı olan Newroz bu yıl Öcalan'ın mesajına odaklandı. Daha doğru bir anlatımla Newroz'un mesajı Öcalan'ın mektubuna sıkıştırıldı. Fakat alanın göz kamaştıran ihtişamı bu çerçevenin içine sığmadı.
Okunan mektup Kürt halkının tarihsel mücadele birikimi ve kazanımlarının alabildiğince gerisine düşen bir içeriğe sahip. Hükümet cephesinden mektuba verilen ilk tepkilere bakıldığında bile bu görülebilir. Erdoğan'ın "Öcalan'ın ifadeleri ne denli karşılık bulacak? Onu görmek isteriz. Uygulamaya geçtiği anda Türkiye ve bölgede hava değişecektir. Silahlar bırakılmalıdır.” vurgusu her şeyi özetlemektedir.
Sürece Kürt halkının bugüne kadarki kazanımlarının manivelası olan silahlı gerilla gücünün tasfiyesi noktasında itilim kazandırılmak isteniyor. Öcalan'ın mektubu buna çanak tutan bir muhteva taşıyor.
Mektup “Kapitalist moderniteye dayalı son yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları; halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin, tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir.” tespiti yaparken bunu yüzünü ileriye değil, geriye dönerek aşma hayalleri aşılıyor.
“Bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır.” diyebiliyor.
Öcalan “yeni model arayışı” olarak tanımladığı bu postmodern anlayışı herkese mavi boncuk dağıtarak gündeme taşıyor. “Misak-ı milli çerçevesinde” işbirlikçi Türk devletinin etkin bir bölgesel güç olmasını salık veren önermelerde bulunuyor.
PKK'nin özgürlük ve sosyalizm perpektifinden tamamen kopuşu hareketin ideolojik zemininin postmodernizme kaymasını getirdi. İnişli çıkışlı ilerleyecek, daha çok su götürecek bu süreç tamamlandığı durumda, işçi sınıfı ve emekçileri kurtuluşa götürecek olan emek eksenli sosyalizm mücadelesinin zemini güçlenecektir.

Newroz'un mesajı Öcalan'ın mektubunun çizdiği çerçevenin ötesine geçen bir birikimi de yansıtıyordu. Kirli savaşın binbir halini yaşamış heryaştan 1.5 milyon insan, renkleri ve sembolleriyle gövde gösterisi yapıyor, gençler resmiyetin dışına çıkan mesajlar veriyorlardı. Newroz alanı faşist rejimin her türlü kıyıcılığına rağmen örgütlü gücünü ve savaş yeteneğini büyüten Kürt halkının öz iradesini yansıtıyordu. Devleti müzakere masasına oturtan da asıl olarak bu örgütlü dinamik güçtü.
Bununla birlikte Türk devletini masaya oturmaya mecbur bırakan diğer şey, emperyalist hegemonya çatışmasının ortaya çıkardığı bölgesel dengenin belirlediği etkenlerdi. Bu etkenlerin başına, küresel ve bölgesel düzeyde yaşananların Türkiye’yi başta güvenlik olmak üzere diğer pekçok parametresini değiştirmek zorunda bırakmış olmasını yazmak gerekir. İran-Suriye-Irak çemberinde emperyalist kamplar ekseninde yaşanan kaos ve belirsizlik durumu Türkiye’nin güvenlik korkularını da derinleştiriyor. Bu kaos içinde tercih edilebilecek en doğru yol istikrar sağlamaktır. Bu istikrarı bozan ve artık bölgesel bir karakter kazanan Kürt sorununun entegre yöntemlerle sisteme özümsenme çabası, masanın açılmasındaki belirleyici nedenlerden biridir.
Yanı sıra emperyalist kapitalizmin yapısal krizi koşullarında Türk burjuvazisi bölgesel konumunu da kullanarak bir sıçrama yapmak istiyor. Bölge pazarına ulaşmak, petrollerden kısmi karlar sağlamak, enerji kaynaklarının taşınma güzergahı olmak… Bu konum hem nispeten istikrarı, hem bölgede en güçlü kapitalist altyapıya sahip bir güç olarak çekim merkezi haline geleceği yeni bir sıçramayı gerektiriyor. Bunların hepsi de içerde ve dışarda istikrar ve güven verecek bir güç olmayı dayatıyor.
Kürtlerin Ortadoğu’daki varlığını stabilize ederek bu gücün önemli bir bileşeni haline getirmek istiyor. Bu, aynı zamanda dahil olduğu emperyalist blokun da onayladığı bir konsept içinden yürütülmeye çalışılıyor. İmralı’da kurulan masa ise tüm bu ihtiyaç ve yönelimlerden doğduğu gibi, onlara itilim kazandıracak nirengi noktalarından biri oluyor. O nedenle de tüm sürüncemelere, iniş çıkışlara rağmen bu entegre stratejinin şu ya da bu şekilde sürdürülerek Kürt hareketinin bir şekilde sisteme dahil edilmesi stratejik bir anlam kazanıyor.