“12 yıldır bayramım yok”

Feniş’te iş akitleri feshedilen, sokağa atılan ve fabrikayı işgal ederek direnişe başlayan işçilerle röportajın devamı

GÜNCEL
Salı, 8 Ekim 2013 (13 yıl 4 hafta önce)

Alınteri: Adınız ve Feniş’te göreviniz nedir?
Adım Fırat Güneş, burada işyeri baş temsilcisiydim, bir ay öncesine kadar. Şu an Çelik-İş Sendikası Gebze Şube Sekreteriyim, burada fiili olarak da çalışıyorum.

Alınteri: Konuştuğumuz bütün işçi arkadaşlar, işverenin tek taraflı işçilerin işlerine son verdiğini söylediler. Bu olayı biraz detaylı anlatır mısınız?
Fırat Güneş: Bize 2001 yılından beri bu işyerinde kriz var gibi gösteriliyordu. Maaşlarımızı gecikmeli olarak alıyorduk, son 5-6 aydan bu yana bazen 30 bazen 25 günlük gecikmelerle alıyorduk. En son geldiğimiz noktada, şu an itibariyle içerde toplamda 3.5 maaş bizim, 8-9 maaşa yakın da beyaz yakalıların yani memurların maaşları var.

İşveren en son “6 Eylül tarihinde ben üretime devam edemeyeceğim, hammadde almakta sıkıntı yaşıyorum, dolayısıyla üretime ara veriyorum” dedi. “Peki tazminatlar ve maaş alacaklarımız ne olacak?” dediğimizde de “yapabileceğim bir şey yok” dedi. Bunun üzerine eylemlere başladık, “gelin protokol yapalım” noktasına geldi. Biz 6 Eylül’den bu yana fabrikayı işgal etmiş durumdayız, terketmiyoruz. Fabrikayı terkettiğimiz günden itibaren buradaki makinaların, malların falan başka yere götürülmesi, ya da başka bir şekilde buranın çalıştırılmasını sağlayacaklarını biliyoruz. Ama bizim alacaklarımız için o ceberrut hukuksal yollar 3–4yıl süründürecek bizi.

Biz hakkımızı almak için 6 Eylül’den bu yana burada direniş başlattık. Pazartesi ya da Salı günü muhtemelen protokol imzalanacak. Protokol bizi yasal anlamda birkaç yıl öne geçirecek. Patronla bir uzlaşma noktası arıyoruz o uzlaşma noktasını bulmazsak sadece tek taraflı mahkemeye başvurduğumuzda alacaklarımızı tespiti 1,5-2 seneyi bulacak. Protokol bizim için küçük de olsa umut ışığı. Bunu da Pazartesi ya da Salı günü protokol yaparak elde etmiş olacağız. Ama bu iş bitmeyecek biz yine direnişe devam edeceğiz, çünkü bayram öncesidir ve ödemelerle ilgili hiçbir şey belli değil, net bir şey yok ortada. Neresinden bakarsanız bakın sıkıntılı bir durum var.

Alınteri: Kaç işçi, kaç memur var?
Fırat Güneş: Şu anda alacaklı pozisyonunda -tabii 2-3 ay önce çıkarılan ama bir kuruşunu bile alamayan arkadaşlarımızla birlikte- 638 çalışan...

Alınteri: Bu işyerinde çalışanların yaş ortalamaları nedir?
Fırat Güneş: 50 yaşında çalışan da var, genç arkadaşlarımız da var, 20-22 yaşlarında olan da... Tahmini olarak 30-32 yaş ortalaması olarak söyleyebiliriz.

Alınteri: Kaç kadın işçi çalışıyor.
Fırat Güneş: Altı kadın işçi olarak, yirmi-otuz civarında da memur olarak çalışan kadın var. Toplam olarak kadın çalışan otuzbeş-kırk civarında diyebiliriz.

Alınteri: Sendika olarak fiili eylemlilik ve işverenle görüşmeler dışında direniş alanında işçilerle direniş üzerine eğitim çalışmaları yapılıyor mu? İşçilerin sınıf bilinci kazanmaları için...
Fırat Güneş: Şöyle ki, otuzbeş-otuzaltı kişilik bir komitemiz var. Komite her gün saat 10:00’da toplanır, o gün yapılacak olanlar tartışılır, karara bağlanır. Ayrıca daha sonraki günlerde yapılacak eylemlerin kararı komite olarak alınıyor.

Sınıf bilinci kazandırmak için bir iki kez dersimiz oldu; dersler dışarıdan gelen arkadaşların anlatımlarıyla gerçekleştirildi. Bunun dışında kendi aramızda bu tip sohbetler yapıyoruz. Aslında pratiğin kendisi sınıf bilinci açısından eğiticidir. Bu 25-26 gün içerisinde 4 büyük eylem yapıldı. Bunun dışında küçük eylemler de yapıldı. Bu eylemleri destelemek için gelenler oldu. Pratik içerisinde birçok değişim yaşandı.

Burada çalışan işçilerin yüzde 80-90’ı muhafazakar kesimden; düne kadar devleti, polisi kutsayan bu arkadaşlar geçen gün Mecidiyeköy’deki yol kapatma eyleminde gördüler ki polis kendileri için değil çalışmıyor. Direnişteki işçiler polisle çatıştılar. Düne kadar bu insanlar Gezi olaylarına ötekileştiren gözle bakan insanlardı, ama gördüler ki o polis sermayenin polisi, o polis sınıfın polisi değil. Pratik içerisinde gördükleri ve öğrendikleri bir gerçek ise daha önceleri “terörist” olarak nitelendirdikleri arkadaşları şimdi polis almaya kalktığında polisin almasını engellemek için kendisi doğrudan müdahil oluyor, engellemeye çalışıyor. Buradaki yaşamın kendisi bir eğitim çalışması oluyor. Bundan farklı olarak sendikaların böyle bir çalışma yapması lazım ama sendikalarda bu bilinç ne kadar var o da tartışılır...

Alınteri: Protokol anlaşmalarının dışında eylemleriniz devam edecek sanırım, bu konuda herhangi bir planınız var mı?
Fırat Güneş: Evet önümüzdeki günlerde bir TÜSİAD eylemimiz olacak, bu eylemin tarihi hafta içinde belirlenecek

Alınteri: Teşekkür ediyorum.
Fırat Güneş: Ben teşekkür ederim.



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz ?
Dursun Kavur...

Alınteri: Sorunlar nelerdir, anlatabilir misiniz?
Dursun Kavur: 17 senedir Sevkiyat bölümünde çalışıyorum. 17 sene sonra 9. ayın 9’unda patron iş akitlerimizi feshetmiş, 3 aylık maaşımız, tazminatımız, kıdemimiz verilmeden bir akşam saat 4’den sonra komple çıkışımız yapılmış.

Alınteri: Neye dayanarak yaptı bunu?
Dursun Kavur: Bize söylenen hammadde alamadığı... Beyaz ve mavi yakalıların ücretleri yüksek olduğu için sözde üretime ara vermiş! Ben 17 seneden beri burada çalışıyorum, bizi işten çıkarmadan önce burada 1200 ton üretim yapıyorduk; bu Feniş gibi 3 fabrikaya yetecek bir üretimdir. Kazanamıyorum demesi fasafiso, kendine göre bir tutarı vardır belki, işverenlerin hepsi böyle; zaten ezilen her zaman işçilerdir. İşçiler üretim yapar son takatlerine kadar çalışırlar, terleye terleye iş böyle bir duruma gelince zor durumda bırakılan da işçi olur. Devlet zaten patrondan yanadır, kanunlar patrondan yana olan işçiye, çalışana oluyor.

Burada üretim konusunda hiçbir sorun yok, ben 17 senedir buradayım, 400 tonlardan 1200 tonlara çıkarıldıysa üretim... üstelik tüm dünyaya, Avrupa’ya gönderen de biziz. İhracat yapan bir şirket, tamamen yalan söylüyorlar. Yeni sözleşmeden çıktık maaşlarımız biraz yükseldi, ama sorun bu değil çünkü paralelinde üretim de yükseldi. 2 senede 150 TL verdi bize zam olarak.

Alınteri: Örgütlü olduğunuz sendikanın tutumu nasıl?
Dursun Kavur: Sendikalar da sürekli üretimden yana, çünkü işverenden kazancı oluyor. Karınca kararınca işçinin de yanında olmak zorunda, sendikaya aidat ödüyoruz çünkü. Sendikasız olmaktan sendikalı olmak iyidir. Ama Türkiye’de sendikalar da aktif değil, patron üzerinde baskısı yok, patron üzerinde baskı uygulayacak kanun da yok. En azından devlet “toplu işçi çıkardığınızda en az 15 gün içinde haklarını ödemek zorundasın” desin. Küçücük bir kanun o kadar, ama hiçbir şey yok.



Alınteri: Sendika işçi aidatı için mi işçinin yanında olmalı, bu mudur sendika?
Dursun Kavur: Değil elbette, bir sürü sendika var bunlar işçiyi korumaktan ziyade tüccar gibi düşünmekte (bu benim şahsi görüşüm). 26 gündür direnişteyiz, sendika maddi olarak bir şey vermedi. Hak-İş’e bağlı Çelik-İş Sendikası gibi bir sendika bunu yapamayacak kadar güçsüz değil ki. Yarın bir gün 6 ay sürecek bir direniş yaptığımızda ne olacak?.. Sendikanın bir havuzu olmalı, bunları düşünmeli. Şimdi şurada akşam adam evine ekmek götüremiyor, 3 ay peşpeşe maaş almamış.

Biz hakkımız için direniyoruz. Hakkımızı vermediği sürece tek başıma da olsam şuraya sandalyeyi koyup bekleyeceğim.

Alınteri: Kaç işçi direnişte?
Dursun Kavur: Memurlarla 530 kişi, fabrika tamamen grevde, memurlar da katıldılar hep birlikte direnişe geçtik.

Alınteri: Çalışanların yaş ortalaması nedir?
Dursun Kavur: En yaşlısı benim, 55 yaşındayım ama 18 yaşında olanlar da var.

Alınteri: Direnişe destek nasıl?
Dursun Kavur: Evet zaman zaman oluyor, eyleme katılmış olanlar, duyanlar geliyorlar destek oluyorlar. Ama hükümetten hiç kimse gelip de ne durumdasınız diye sormadı.

Alınteri: Hükümetten hiç kimse gelip halimizi sormadı.Hükümetin çıkardığı yasalardan kaynaklı bu durumdasınız. 2011'de çıkarılan “Torba Yasa”yla taşeronlaşmanın önünü açan, işten çıkarılmayı kolaylaştıran, emeklilik yaşını yükselten, kıdem tazminatını fona devrettiren ve işçilerin 15 sene dolmadan kıdem tazminatlarını çekemeyeceklerini söyleyen ama fonda toplanan paraları kendi çıkarları için kullanacak olan da bu devlet, bu hükümet değil mi? Bu durumda buraya gelip sizin halinizi sormalarını beklemek biraz garip olmuyor mu?

Dursun Kavur: Devlet kazancını fakirin üzerinden kazanıyor, bir fabrikatör bir bakkal dükkanının verdiği vergi kadar vergi vermiyor, her şey çalışanın sırtından kazanılıyor, çalışan düşünülmüyor . Biz de farkındayız bütün bunların...