Okuyabilmek için...

Eğitimin neoliberal dönüşümünde yol almış ülkelerde sonuç: Öğrenciler okuyabilmek için bedenlerini satıyorlar!

GÜNCEL
Cuma, 10 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

Türkiye'de sağlığın piyasalaştırılmasıyla can alıcı bir şekilde yaşadığımız neoliberal politikaların emekçilerin yaşamı üzerindeki yıkım sonuçları geçmişin "refah timsali" ülkelerinde daha geniş bir alanda yaşanıyor. Eğitimde neoliberal dönüşümü tamamlamış olan ülkelerde öğrenciler okuyabilmek için kendilerini satıyorlar.

Hatta bu iğrenç batak o derece "meşru" bir zemine taşınmışki tam anlamıyla bir sektör halini almış durumda ve bu iş için ajanslar bile kurulmuş.

Avustralya'nın Melbourne Üniversitesi'nde bir öğretim üyesi tarafından, yüksek öğrenimlerini bedenlerini satarak devam ettirebilen 40 öğrencinin 4 yıl izlenmesiyle bir araştırma yapıldı.

Avustralya'da paran kadar eğitim anlayışıyla harçların son yıllarda önemli ölçüde arttırılışıyla öğrenciler bu batağın içine çekiliyor.

Araştırmaya Avustralyalı öğrencilerin de dahil olduğu, ancak durumun yabancı öğrencilerde daha yaygın olduğu belirtiliyor. Avustralya'da, bu ülkenin vatandaşı öğrenciler tıp eğitimi için 38 bin Avustralya doları öderken, yabancı öğrenciler çok daha fazlasını ödemek zorundalar.

Fransa’da ise neoliberal kapitalizmin bataklığındaki öğrencilerin sayısının en az 40 bin olduğu tahmin ediliyor. Ve her geçen gün daha çok sayıda emekçi çocuğu bu batağa itiliyor.

Fransa'da öğrenciler okumak için kendilerini genellikle internet üzerinden satıyorlar. Fakat ülkede bu iş için kurulmuş ajanslar da bulunuyor. Çok sayıda öğrencinin sokağa düştüğü bile belirtiliyor.

Fransa Öğrenci Hayatı Gözlemevi Başkanı Guillaume Houzel, Fransa’da 250 bin öğrencinin okul masraflarını zorla karşıladığını söylüyor.

Sınıfın kazanılmış haklarına karşı güçlü bir saldırı dalgasının yaşandığı Almanya'da ise neoliberal kapitalizm iğrenç ellerini eğitime de uzattı.

Ülkede bir yandan harçlar yükseltilirken öte yandan eğitimin tamamiyle tekellerin kar alanı olarak yapılandırılması çalışmaları da hız kazandı. Öğrenciler sömestr başına 500 euro ödeyecekler. Ödeyemeyen ise üniversiteye gidemiyecek.

Eğitim sadece paralı olmayacak, aynı zamanda üniversiteler kamu malı olmaktan çıkartılıyor. Üniversitelere bağlı kütüphane, laboratuvar ve idari birimler de özelleştirilecek.

Nasıl Türkiye'de piyasalaşan sağlıkta önce muayene parası ödeyip sonra her tetkik, röntgen vb. için ayrı para ödüyorsak Almanya'da da öğrenciler harçların dışında laboratuvar, kütüphane vs. için ayrı para ödeyecek.

Türkiye'de sağlığın yıkımına karşı çok sayıda eylem yapılmış ancak kitlesellik yakalanamamıştı. Püskültemediğimiz saldırının sonuçlarını tedavi vahşetiyle ilgili haberler ile sitemizden de takip ediyor kendiniz de yaşıyorsunuz.

Şimdi sıra eğitim de, yaşanacaklar ise yukarı da...

Faturalar ve Vergiler
Her şeyin, en temel ihtiyaçlarımızın dahi özelleştirilip, alınıp satılır hale gelmesi, fahiş fiyatlarla satılması yaşamımızı nasıl etkiliyor?

Eskiden elektirik, su, doğal gaz, ulaşım, iletişim faturaları, aile bütçemizde görece küçük bir yer tutuyordu. Ya bugün? Ödenemeyen faturalar, kesilen elektirik, su, telefonlar, yüksek faizli cezalar, her birimizin kabusu haline geldi.

Sosyal güvenlik sistemini tasfiye ederek, sağlığı özelleştirerek "herkesin sağlığı/hastalığı kendine" diye dayatıyorlar. Ağırlaşan sömürünün emeğimizi tahrip etmesi sonucunda ortaya çıkanları geçelim; en sıradan bir sağlık sorununun tedavisi bile, ilaçların ve muayenenin aşırı pahalanması nedeniyle sarsıcı etkide bulunuyor. Eğitimin özelleştirilmesi ile dayatılan "katkı payları" karşılayamayacağımız ölçüde büyüyor.

Yaşamak için tüketmek zorunda olduğumuz mal ve hizmetlerdeki devlet desteği kaldırılıyor; en temel gıda ürünleri bile bizi zorlar hale geliyor. Yol boyunca çektiğimiz eziyet yetmezmiş gibi, ulaşım masrafları ücretimizin önemli bir bölümünü götürüyor. Görülmemiş ölçüde yükselen konut kiraları, hep daha uzağa, hep daha izbe yerlere sürülmemize karşın, belimizi büküyor.

Öyleyse, daha elimize ulaşmadan ücretimizden okkalı bir dilim olarak kesilen vergiler, nereye gidiyor? Bize toplumsal ihtiyaçlarımızı karşılayan mal ve hizmetler olarak dönmediğine göre; kimler için nasıl harcanıyor?

Hepsinin üstünde, kapitalistler, vergiden neredeyse tümüyle bağışık kılınıyor. Aldıkları teşviğin ise haddi hesabı yok! Bu nedenle bütçe açıkları devasa boyutlara ulaşıyor. Söz konusu açıklar, olduğu gibi temel geçim mal ve hizmetlere dolaylı vergiler yoluyla bindiriliyor. Türkiye, verginin en alçakça biçimi olan dolaylı vergiler dünya şampiyonluğunu kimseye kaptırmıyor!

Taleplerimiz:
- Dolaylı vergiler kaldırılsın!
- Kazanca göre artan oranlı vergi sistemi!
- Temel geçim mal ve hizmetlerine sübvansiyon uygulansın!
- Konut kiraları ücretin beşte biri ile sınırlansın!
- Parasız eğitim ve sağlık!
- Tüm çalışanlara ve öğrencilere indirimli ulaşım!
- Faturaları ödemeyelim!

Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır
Kampanya Dizisi - 1
Kasım 2006



Bağlantılı yazı: Milli Eğitim'in amacı ne?