Pazar, 15 Nisan 2007 (19 yıl 4 ay önce)
1 Mayıs'ın Mücadele Ruhunu Kuşanalım!
1 Mayıs: Dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin birlik, dayanışma, mücadele günüdür. Kapitalist üretim üzerinden birbirimizle ölümüne rekabete itilen bizlerin,
dünya proletaryası olarak bütünleşmesinin bir harcıdır. İşçisiyle, emekçisiyle, öğrencisiyle, göçmeniyle her biri farklı kanaldan akan emek cephesinin birleşme noktasıdır. 1 Mayıs’a anlamını kazandıracak olan ona bu ruhu katmaktır.
Uluslararası emperyalist sermayenin tekelci rekabeti, içerde
sosyal yıkım, dışarıda da
savaş politikaları olarak çıkıyor karşımıza. En temel haklarımız olan sağlık, barınma, eğitim kısaca yaşamsal ihtiyaçlarımız bu politikalara göre yeniden yapılandırılıyor. Bu yeniden yapılandırma sermayenin
azami kar ve azami egemenlik dürtüsü üzerinden olduğu için sonuçları her alanda biz işçi ve emekçiler açısından tam bir yıkım getiriyor.
Almanya'da en son geçirilen
“Yasal Sağlık Sigortasında Rekabetin Güçlendirilmesi Yasası” ve
67 yaş emeklilik reformu, işçi ve emekçilerin sağlıklı yaşam hakkını ve geleceğini kötürümleştiren nitelikte. Bu saldırıların engellenememiş olması, sermaye tarafından
emeğin kazanımlarına indirilmiş büyük bir darbe oldu. Bürokratikleşmiş sendikaların bu saldırılara pazarlık masalarında prim vermesi, işbirliği yapması, emek örgütlerinin oynaması gereken misyonda açılmış ciddi bir gediktir. Bu reform saldırıları
“artık yasallaştı” diyerek kolları kavuşturup oturamayız.
‘Sağlık ve eğitim reformu geri çekilsin!’ diye karşılarına dikilmeli, reform saldırılarının bütünden çöpe atılmasını sağlamalıyız.
Aynı şey eğitim alanı için de geçerlidir. Parçalı eğitim sisteminin sonuçları uluslararası Pisa araştırmasında daha net bir tablo olarak karşımıza çıktı. Daha çocuk yaşta bilimsel içerikten yoksun uygulamalarla öğrencileri sınıflandıran eğitim sistemi kaldırılmalı,
10 yıl eşit koşullarda kesintisiz eğitim uygulanmalıdır. Bu
elemeli eğitim sistemine rağmen üniversiteye gitmeye hak kazanmış emekçi çocuklarının önü bu kez harçlarla kesiliyor. Üniversite kapılarını emekçi çocuklarına kapatan
paralı eğitim,
harç sistemi ve elit üniversite uygulamaları kaldırılmalıdır.
Kapitalist sistemde üretim maliyetlerinin en alt sınıra çekilmesi asıl olarak
ücretlerin düşürülmesine bağlıdır! Sermaye bugün bunun olanaklarına oynuyor. Üretimi parçalara bölüyor! Ucuz işgücü olan ülkelere kaydırıyor! Kapitalist metropollerdeki işçi sınıfının tarihsel kazanımlarını bu seçenekleri devreye sokarak gasp ediyor!
“Bu ücrete çalışmazsan fabrikayı kapatırım!” tehdidini bu seçenekler üzerinden savuruyor! Kısacası neoliberal üretim politikalarının vahşi sömürü çarkı tüm hızı ile işliyor! Ajanda 2010, Hartz yasaları gibi sosyal yıkım saldırılarıyla emeğin kazanımlarının nasıl dinamitlendiğini hep birlikte yaşıyoruz!
Bunlara paralel yeni
“güvenlik” yasaları geliştirilerek, oluşturulan veri bankaları vb ile yaşam gerçek anlamıyla bir hapishaneye çevriliyor. Örgütlenme, eylem hakkı gibi siyasal “özgürlükler” bir bir budanıyor. İçerde bu saldırılarda vites büyütülürken, dışarıda da Almanya giderek daha fazla
emperyalist savaşın aktörü olmaya başlıyor. Alman birliklerinin Afganistan’da sergilediği
rezalet gözlerden saklanamadı. Ortadoğu’da sürdürülen bölgesel emperyalist savaşa Almanya’nın akıttığı sermaye, silah ve askeri harcamaların faturası işçi ve emekçilere çıkartılıyor…
Bütün bunların sonuçlarını tüm işçi ve emekçiler yaşarken,
göçmen emekçiler olarak bizler, bu saldırılardan iki kat daha fazla etkileniyoruz. Kapitalist sistem, kriz ve savaş politikalarında biraz daha rahat yol almak için göçmen emekçileri hedef tahtasına çakmaktadır. Her alanda yükseltilen ırkçılığa malzeme yapılan göçmenler, varolan sosyal ve siyasal haklarından soyundurularak savunmasız hale getirilmeye çalışılıyor.
Buna karşı birleşik tavır almak, sermayenin bölüp parçalama ve emekçileri bir birine düşmanlaştırma saldırısını da geri püskürtecektir. Geçici oturum izni verilen 35 Afganlı aileyi çocuklarıyla birlikte sınır dışı etmek üzere gözaltına alan Hamburg polisi, çocukların okula gitmesine dahi izin vermiyordu. Bunun üzerine yüzlerce öğrenci
“Birimizin yapamadığını, hep beraber yapabiliriz” sloganı ile eyleme geçti.
Sınır dışılar durduruldu. Bu örnekleri çoğaltabildiğimiz oranda saldırılar karşısında barikat olmayı başarırız.
Bütün bu saldırılar karşısında biriken tepki parçalı da olsa hareket kazanmaya başladı.
Hamburg Liman işçilerinin özelleştirme karşıtı
direnişin kazanması,
Airbus işçilerinin
7 ayrı ülkeden yükselen direnişi kıpırdanmayı artırdı. Daha başka birçok ülkede boy veren işçi, emekçi, gençlik eylemleri
dünyanın havasında bir şeyleri farklılaştırmaya başladı.
Neoliberal yıkım politikalarına karşı buradan ileri...
1 Mayıs’ın sıradan bayram, tatil havasına sokulmasına izin vermeyelim. Kazanımlar mücadele ile korunur! Saldırılar mücadele ile püskürtülür! Özgür bir gelecek ve yeni bir dünya ancak sınıfsal mücadele ile kazanılır!
- İşsizliğe, hak gasplarına, ırkçılığa ve savaşa karşı mücadele ruhunu kuşanalım!
- Birlik, mücadele, dayanışma ruhuyla; YAŞASIN 1 MAYIS!
- Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkları birleşin!
Yaşanacak Dünya Gazetesi
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon)
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR)