Sanovel'de kitlesel direniş

Örgütlenme duyuldu. 5 işçi atıldı. Şalterler indi. İşçiler kararlılığı ilk saldırıda gösterdi!

Çarşamba, 13 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

AYÇİÇEĞİ, GÜNEŞ, RÜZGAR, DİRENİŞ


Uçsuz bucaksız ayçiçek, buğday tarlaları arasında devasa ve yalnız bir fabrika... Mavi rengiyle devasa bu bina zaten şehirlerarası otoyolun kenarında oluşuyla gözden kaçacak gibi de değil. Otobüsten iner inmez yine mavilikler karşılıyor bizi. Sanovel fabrikasının önünde direniş yapan işçilerin taşıdığı Petrol-İş Sendikası'nın mavi bayrakları bunlar.

Sonra gözümüze yol boyunca plaj şemsiyeleri altında öbek öbek toplanmış kalabalık işçi grupları çarpıyor. Kimi şortlu, kimi güneş gözlüklü, kimi şemsiyeli... Beyaz çakıl taşları da adeta bu plaj görüntüsünü besliyor.

Sonra anlıyoruz bu şemsiyelerin, gözlüklerin ne işe yaradığını. Boş arazide iyice etkisi artan rüzgar ve güneş adeta işçileri kavuruyor. Çadır kurulmasına izin verilmemesiyle de işçiler kendi çözümlerini bulmuşlar. Bu çözüm plaj şemsiyeleri, şapkalar, gözlükler ve bez brandalar... Yüzleri gözleri kavrulmuş, soyulmuş ama neşe içinde pırıl pırıl parlayan gözleriyle işçiler, alkışlarla karşılıyorlar bizi..

ÖBEK ÖBEK UMUT


Son derece kalabalık sayıdaki işçilerle nasıl merhabalaşacağımızı, tokalaşacağımızı önce şaşırıyoruz, sonra duyurabildiğimiz kadarıyla herkese "Merhaba, sizin de yanınıza geleceğiz" diyoruz. İşçilerle birlikte yediğimiz öğle yemeğinden hemen sonra işçi öbekleriyle sohbete başlıyoruz.

Tam bir haftadır fabrika önünde direnişte olan 190 Sanovel işçisi, yine bildik senaryodaki gibi, sendikalaştıkları için kapı önüne koyulduklarını anlatıyorlar. İşçiler kalifiye eleman olmalarına rağmen çıplak ücretten başka bir şey alamadıklarını, sendikalaşmayla birlikte mesailerin de kaldırıldığını, kendilerinden esirgenenin fabrikadaki beyaz yakalı tabir edilen müdür, kimyager, mühendise gani gani dağıtıldığını, hatta hepsine araba bile verildiğini anlatıyorlar.


DİRENİŞTE YEMEK VAKTİ

Sanovel direnişi

Sanovel Petrol-İş

Sanovel direnişi
Üstelik "eşel mobil" tabir edilen ücretlendirme sistemiyle sürekli ücretlerinin eridiğini, ücrete katılan ikramiye vb. sosyal hakların da yok olduğunu, öyle ki üç aylık zammı bazı işçilerin 10 YTL olarak dahi aldıklarını anlatıyorlar. İşçilerin aldıkları zamlar da farklı farklı, kimi 10 YTL, kimi 60 YTL alıyor, ancak ücretler 450-550 arasında neredeyse sabitlenmiş. Kimi daha tecrübeli ve eski işçiler dışında başka ücret alındığı yok.

Yaş ortalamasının 25-40 arası olduğu işçilerin hemen hepsi lise mezunu, önemli sayıdaki işçi de yüksek okul mezunu. CMP adı verilen düzenli eğitimden geçirildiklerini anlatan işçiler, fabrikada son teknoloji uygulandığını, fabrikanın adeta atak yaptığını belirtiyorlar.


MERDİVEN ALTINDAN TEKELE


Fabrikanın ilk kuruluş sürecinden itibaren, Şişli'de "merdiven altı imalat" yaptığı günlerden gelen 17 yıllık işçiler dışında, Eczacıbaşı'ndan gelerek işbaşı yapan ve sendikalaşmayı başlatan işçilerle beraber fabrikaya çalışmaya Trakya köylerinden gelen işçiler olmak üzere 3 kesimden oluşan bir işçi topluluğu, Sanovel işçisi.

Fabrikanın Çantaköy'deki geçmişi ise 2 yıla dayanıyor. Şişli'den gelirken eski işçilere büyük vaatler verildiğini ama hiçbirinin yerine getirilmediğini, hatta koşulların daha da kötüleştiğini anlatan eski işçilerden biri dökülen saçlarını gösteriyor: "Şu halime bak, 11 yılda ne hale geldim, hep burada oldu."

SENDİKALAŞMA ÖRGÜTLÜLÜĞÜN TADINI ALANLARDAN


Sanovel'in örgütlenme süreci aslında Eczacıbaşı İlaç fabrikasındaki geçici işçilerin sendikalaşmanın nasıl bir şey olduğunu gördükten sonra Sanovel'e gelmesiyle başlıyor. Petrol-İş Trakya Şube Başkanı Tekin Akın yaklaşık 6-7 ay öncesinden örgütlenme çalışmalarının başladığını, örgütlenmenin temel taşının da Eczacıbaşı'ndan gelen işçiler olduğunu belirterek süreci şöyle özetliyor:
Burada hem çalışma koşullarının olumsuzluğu, hem de asgari ücret düzeyinde ücret almalarından dolayı da işçiler çok süratli bir şekilde sendikal örgütlenmeye meylettiler. Ve biz Mart ayları sonlarında birkaç toplantı yaparak bu işi oluşturduk.
Ardından sendikal örgütlenme duyulur duyulmaz 4 Nisan günü 5 işçi işten çıkarıldı. Bunun üzerine işçiler hemen şalter indirdi. 6 saat boyunca şalterin inik olması üzerine patron hemen görüşme talep etti ve uzlaşmış gibi görünerek, "Toplu sözleşme yapabiliriz sizinle. Bir taslak hazırlayın şartlarınıza bakalım" dedi.

Sendika da bir taslak hazırladı. Ancak direnişten birkaç gün önce de "Sizinle toplu sözleşme yapamayız" dediler ve ertesi gün de işçileri çıkarmaya başladılar. İşçilerin daha hepsi atılmadan işçiler direnişe geçtiler ve o gün akşama kadar fabrikada oturarak çalışmadılar. Patron da toplu şalter indirildiğini ve "yasadışı grev" yapıldığını notere tespit ettirdi ve eyleme katılan işçilerin tamamı işten atıldı.

Başından sonuna örgütlü bir tutumla gerçekleşen eyleme 330 kişilik fabrikanın 190'ı katıldı. Yani bu rakam işçilerin neredeyse tamamı oluyor. Diğer kalan ve halen çalışmayı sürdüren kısım ise müdürler, mühendisler ve kimyagerler. Ancak işten anlayan ve kalifiye olan işçilerin yerine sürekli işçi alımı da yapılmaya çalışılıyor. Sanovel patronu radyolara ve gazetelere ilan vererek işçi almaya çalışıyor. Ancak direnişçiler, habersizce gelen işçileri bilgilendirerek geri gitmelerini sağlıyorlar. Şu anda da fabrikada üretim yok.

FABRİKA TİS'i İÇİN MÜCADELE


Sanovel'de direnişin son derece kalabalık bir sayıda işçiyle yürütülmesi bu direnişi birçok direnişten farklı kılması gibi önemli diğer farklılık ise işçilerin ve sendikanın fiili TİS yapma çabasından geliyor.

Sendika yetkilileri şöyle özetliyor bu durumu:
Sanovel Türkiye'de ecza deposu, genel müdürlüğü, propagandisi ve fabrikası olan bir gruptan oluşuyor. Toplam 2 bin kişi çalışıyor. Dolayısıyla biz arkadaşlarla yola çıkarken üretim alanında örgütleniyoruz ve üretimden gelen gücü kullanacağız, olabilirsek bununla başarılı olacağız dedik. Hepsi bunu kabul etti.

Bu fabrikada 300 kişi çalışıyor. Yasal yetki almamızın mümkün olmadığını herkes biliyor. İlk günden son güne kadar, siz istiyorsunuz, biz de sendika olarak bu örgütlenmeye gireriz, buna varız ancak bakın şunlar şunlar olabilir:

Bir, yasal yetki alamayız, ama işvereni davet ederiz ve ona burada işçi üretmezse, ecza deposu ya da propagandist neyi satacak deriz ve bir uzlaşı ararız işverenle.
Sanovel direnişYani başından beri işçiler de üretimdeki kilit rollerini patrona dayatarak fiilen fabrika TİS'i imzalamak istiyorlar. Son yıllarda yasal engeller çıkarılarak, kağıt üzerinde paramparça edilerek neredeyse örgütlenemez hale getirilen işçi sınıfı için böyle özgün arayışların ve örneklerin yol açıcı ve mücadeleye sevk edici olması açısından Sanovel direnişi önemli bir noktada bulunuyor.

BÜYÜK MÜCADELELER BÜYÜK DESTEKLER İSTER


Sanovel'i Şişli'de bir apartmandan, yani merdiven altı imalattan 200 trilyonluk devasa bir fabrikaya dönüştüren ama kendileri de kredi kartı borçlarıyla adeta boğazlanan işçiler, şimdi kendi sırtlarından yaratılan zenginlikten daha fazla istiyorlar.

Bunu "Emeğimizin karşılığını istiyoruz" diye son derece "mütevazi" bir şekilde özetleyen işçiler, bu talebe rağmen yine de çetin bir mücadeleden geçeceklerini sezmiş olarak, "Ne kadar sürerse sürsün, içeri girene kadar, sendika kabul edilinceye kadar buradayız" diyorlar.

Sanovel işçisi, kitlesel direnişiyle, fabrika TİS'i dayatan talebiyle patronların dikensiz gül bahçesi hayaliyle geldiği sanayinin kalbinde örnek olabilecek bir kazanım için direniyorlar.

Seçim için oy avcılığına çıkmış ve türlü yalanları sıralarken bile her yanından sahtelik akan düzen partilerinin de ziyaret ettiği işçileri, asıl sınıf dostlarının ve sınıf aktivistlerinin yalnız bırakmaması ve destek olması gerekiyor... Dönüşümüz sırasında işçilerin "Yine gelin, ayağınıza sağlık, çok sağolun" sözlerini döne döne söylemeleri bile bu desteğe ve morale duyulan ihtiyacı gösteriyordu... Sanovel'de direniş rüzgar, güneş, ayçiçeği tarlaları arasında umutla sürüyor...

İşçilerin anlatımlarına buradan ulaşabilirsiniz!