Cumartesi, 25 Ağustos 2007 (18 yıl 11 ay önce)
Türkiye'de en yoğun sanayileşmenin bulunduğu Kocaeli'ndeki hastanelerde yanık ünitesi yoktu! 25 ve 33 yaşındaki işçiler Murat Kaya ve Naşit Erdinç bir fabrika yangının ardından bu yokluk sebebiyle ölünce öğrendik bunu...
11 aylık Yunus bebek de yaşamlarımızın hiç bir değeri olmadığını bir kez daha suratlarımıza çarparak öldü / öldürüldü: Hastanelerde yoğun bakım ünitesi de yok!
Patronların fabrikası, patronların dünyası
İş cinayetleri ve tedavi hakkının gasp edilmesinden kaynaklanan ölümlerin sınırı işçilerden, işçi ailelerine doğru genişledi.
Gebze - Dilovası - İzmit hattında
üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda gerçek anlamda bir salgın boyutuna gelmiş durumda...
Üst solunum yolu enfeksiyonu, akçiğer rahatsızlıkları, kronik bronşit, kansızlık sanayi cehenneminde yaşayan hemen her çocukda görülüyor.
Ailesi Derince'de ikamet eden 11 aylık Yunus Enes ise astımdı.
Piyasanın sağlığı
Sezai ve Türkan Balta çiftinin ikinci çocukları olan Yunus Enes, iki gün önce rahatsızlanınca Derince Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Önemli bir şeyi olmadığı söylenerek ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar verdi.
Tekrar ateşlenen Yusuf Enes'i babası ve annesi hemen alarak Derince Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Nöbetçi doktor, çocuğun durumunun çok ağır olduğunu, bir an önce yoğun bakıma gitmesi gerektiğini söyledi.
Yunus bebek hastane hastane dolaştırılırken Kocaeli'deki devlet hastanelerinin hiçbirinde yoğun bakım servisi olmadığı öğrenildi. Bunun üzerine sil baştan özel hastanelere koşturulmaya başlandı.
Bazı özel hastanelerin yoğun bakım ünitelerinin dolu olduğunu öğrenen aile, Yunus'u en son Özel Acıbadem Hastanesi'ne götürdü.
Enfeksiyon var aparat yok!
Acıbadem Hastanesi ise önce 4 bin YTL peşin para istedi. Gece yarısı parayı denkleştiren aile, bu defa da hastanenin yoğun bakım servisinde çocuklara takılan ve çocuk yoğun bakım servislerinde olması gereken bir aparatın olmadığı şokuyla karşılaştı.
Bunun üzerine aile çocuklarına tekrar yoğun bakım servisi aramak için harekete geçti. En son Gebze'de bir yer bulundu. Ancak Yusuf bebek Gebze'ye götürülürken yolda yaşamını yitirdi.
Hastanelerin
yoğun bakımlarında enfeksiyon nedeniyle ameliyatların ardından insanlar ölüyor;
yeni doğan ünitelerinde bebekler enfeksiyon nedeniyle toplu olarak katlediliyor; hastanelerden
içeri alınmayarak, alınırsa bile bu sefer
yanlış tedavilerle ölümler yaşanıyor... hastanelerde yaşatmaya aparat yok da, öldürmeye hepsi tam teçhizatlı... Yaşamlarına değer katacak paraları olmayanları öldürmeye...
Yaşamın değeri parayla ölçülmez, sağlıkta piyasalaşma katliamdır... bunu biz öğretemezsek onlar öldürür.
Yaşam mücadelesi
Sağlık hakkı yaşam hakkımızdır!

Bunca çalıştıktan, insanlık dışı asgari ücreti aldıktan sonra bir işçinin ya da onun ailesinin ne kadar sağlıklı olması beklenebilir? Beklenemez. İşçi ve ailesinin ömrünün orta yaştan itibarenki kısmı, vücudu posaya dönüştüğü için hastanelerde geçer. Sağlık hizmeti de birçok sosyal hizmet gibi mala çevrilerek, ticareti yapılır oldu. Bu ise gerçek anlamıyla ölümlere, kitlesel hastalıklara davetiye çıkarmak ve toplu cinayet demektir. İşte şu anda sağlık hizmetinden devletin çekilmesi, sağlığın her kademesinin mutlaka paralı hale gelmesi, ilaç fiyatlarının ilaç tekellerince belirlenmesi, sağlıkta dönüşüm programı budur.
Sağlık hizmetlerinin paralılaşması sonucu, son bir yılda en fazla harcama sağlıkta oldu, “sektör” büyüdü, mantar biter gibi mahalle aralarına kadar özel hastaneler açıldı, ama parası olana!
Önleyici sağlık hizmetleri yok denecek kadar azaltıldı, en kolay ulaşabileceğimiz sağlık ocakları bir bir kapatıldı. Devletin ödeme kapsamındaki birçok ilaç listeden çıkarıldı, emekçiler ezcane fiyatlarına mecbur bırakıldı. Aile hekimliği uygulamasıyla emekçilerin büyük hastanelere gitmesinin önü kapatıldı, yüzlerce, binlerce insan bir pratisyen hekime mahkum edildi. Önemli hastalıkların tedavisi devletin güvencesinden çıkarılarak özel sağlık simsarlarına terkedildi. Bu ise ölüme terkedilmekten başka bir şey değildir.
SSK primlerini de peşin olarak ödediğimiz halde neden hala paralı ve berbat hizmete mahkumuz? Neden iki defa, üç defa soyuluyoruz, hesap sormalıyız! Öyleyse;
• Sağlık hizmeti parasız olmalı, hastaneye giden hiçbir emekçinin cebinden tek kuruş çıkmamalıdır.
• Sağlıkta dönüşüm programı tüm sonuçlarıyla derhal iptal edilmelidir.
• Sağlık bütçesi arttırılmalı, hastane sayısı ve personeli çoğaltılmalıdır.
• Tüm emekçiler gelir durumuna ve iş durumuna bakılmaksızın sağlık güvencesinde olmalıdır.
• SSK primindeki işçi payı kaldırılmalı, tüm gideri patron tarafından karşılanmalıdır.
• İşyeri hekimliği uygulaması değil kaldırılmak, geliştirilerek tüm işyerlerinde olmalıdır, işyerleri denetlenmelidir.
• Tüm semtlerde kolay ulaşılabilir, tam teşekküllü sağlık birimleri kurulmalı, olanlar korunmalı, önleyici sağlık sistemi uygulamasına geçilmelidir.
• Sağlık personelindeki kapsam ayrımları ve taşeron hizmetler kaldırılmalı, tüm çağlık çalışanları sigortalı, sendikalı, işgüvenceli olmalıdır.
Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Kölece Oy Vermeye Hayır!
Şubat Basım Yayım, Temmuz 2007