Bu sayımızın özgünlüğünü, proletaryanın soluğunu direniş alanlarından taşıyan röportajlar, haber ve yorumlar oluşturuyor
Yeni sayımızla herkese merhaba,
Bu sayımızın özgünlüğünü, proletaryanın soluğunu direniş alanlarından taşıyan röportajlar, haber ve yorumlar oluşturuyor. Daiyang-SK, THY ve Yurtiçi Kargo direnişleriyle 8 Mart röportajları direnişin ve sokağın nabzını taşıyorlar. Aynı yönelimi yurtdışı sayfamızda da göreceksiniz. Yunanistan'dan Viomet, Almanya ve Belçika'dan Ford röportajları bu tür “içerden” özellikleriyle öne çıkıyor. Bu yönelimi önümüzdeki sayılarımızda derinleştirip genişletme amacındayız. İşçi okurlarımızın bu konudaki katkılarını çoğaltmalarını bekliyoruz.
Sınıf hareketinde hala güçlü bir kabarıştan söz edemeyiz kuşkusuz. Fakat biri bitmeden diğeri başlayan inatçı işçi direnişleri, sermayenin saldırılarına uysalca boyun eğmeme eğilimi ve refleksinin hala canlı olduğunu gösteriyor. Bu eğilim kendini büyütmeye aday. HEY Tekstil işçilerinin inatçılığı, Teknopark ve Tuzla Ada Tersanesi işçilerinin ataklığı, Yurtiçi Kargo işçilerinin sendikalaşmaktaki ısrarı bu umudu besleyip büyüten somut örneklerden...
Kürt sorunu bağlamında Paris Katliamı'nın ardından gelişen sürece bakmaya çalışan yazılarımız, süreci inşa eden dinamiklerin hareketine, devletin Kürt sorunu konusunda giderek artan saldırganlığına dikkat çekiyor. “Entegre strateji” olarak adlandırılan stratejinin sadece Türk tekelci burjuvazisine ait olmadığı gerçeği gün geçtikçe daha fazla belirginleşiyor. Bölgeselleşmiş olan Kürt ulusal hareketinin arkasında ABD emperyalizminin yer aldığı bölgesel bir karşı stratejiyle kuşatılıp tasfiye edilmek istendiği daha açık olarak görülüyor.
Kadını, yeri kolaylıkla doldurulabilir ev kölesi ve bir doğurma makinası halinde tutma “3 de yetmez 5 çocuk yapın!” haykırışlarıyla sürüyor. Eğitim sistemindeki kapsamlı yapısal değişimlerle kadının işgücü pazarına ailenin çimentosu olarak dahil edilmeye çalışılmasının altında aynı sınıfsal güdü yatıyor: Nüfus artsın artsın ki sudan ucuza bir işgücü cenneti olsun Türkiye! Sesini çıkaran, erkek egemen kapitalizme ola ki karşı çıkan kadının kellesi vurula!..
Bu sayımızın ikinci özgünlüğünü kültür-sanat sayfamızdaki yeni uygulamamız oluşturuyor. Bu sayfamızda izlenmeye değer değişik sanatsal etkinlikleri işçi ve emekçilerin görüş alanına taşımayı hedefliyoruz. Tabii bu konuda karşımıza sanatın da metalaşmış olması gerçeği dikiliyor. Önermeyi düşündüğümüz etkinliklerin çoğu yüksek fiyatlarıyla göz korkutuyor. Buna rağmen fiyat olarak da ulaşılması mümkün olanlarla, imkan bulunursa izlenmesinde yarar gördüklerimizden oluşan bir seçki sunuyoruz. Bu uygulamayı önümüzdeki sayılarımızda da sürdürme niyetindeyiz.
Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle...