Londra'da su verilemeyecek semtler

Temel hizmetlerin özelleştirilmesi sonuçlarını ortaya koymaya başladı. Özelleştirme Londra'da kuraklık yarattı.

GÜNCEL
Salı, 27 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Başta petrol olmak üzere enerji kaynaklarının denetimi ve sömürüsü için ABD'yle birlikte Irak'ı işgal eden emperyalist İngiltere kendi evinde su sıkıntısı çekiyor. İşgaller ve katliamlar gibi Londra'daki su kıtlığının sebebi de tekellerin azami kar hırsı.

Londra'da su dağıtımı 6 yıl önce özelleştirildi. Özelleştirmeyi kazanan şirket karından çalınmış pay olarak gördüğü altyapı yatırımlarını yapmadı. Gerekli olsa da hiçbir altyapı yatırımı yapmayan şirket, tüm şirketler gibi sadece kar yapmaya endekslendi.

Su darlığına da kuraklık vs. değil, altyapı yatırımı yapılmaması neden oldu. Boruların yaşının 150 yılı bulduğu dağıtım şebekesi yenilenmediği için kente ayrılan suyun yüzde 33'ü sızıntıyla israf oluyor. Londra'da her gün 197 milyon galon ya da başka bir deyişle olimpik boyutta tam 350 yüzme havuzunu dolduracak miktarda su, boruların bakımsızlığı yüzünden sızarak heba oluyor.

Özelleştirmeyi kazanan şirket ise halktan su kullanımını azaltmasını hatta bahçe sulanmasının yasaklanmasını istedi.

Halk su sıkıntısı çekse de tekel karını katlamayı sürdürüyor. Şirket geçen yıl karını bir yıl öncesine göre yüzde 31 artırdı. Özelleştirme ihalesini 6 yıl önce kazanan şirket o tarihten beri pay sahiplerine yaklaşık 1 milyar sterlin kar payı dağıttı.

İnsana bu kadar yabancı bir sistem olabilir mi? Marketler yiyecek doluyken açlık çekenler... Dünyayı 6 kere doyurmaya yetecek üretim kapasitesi varken açlıktan ölenler... Ve su olmasına rağmen kar hırsının neden olduğu kuraklık...

Su kaynaklarının, piknik alanlarının tekellerce tehlikeli atık çöplüğüne dönüştürülmesi, fabrikaların bacasına filtre dahi takılmaması, atıkların doğrudan denizlere verilmesi... karları için kendi yaşadıkları dünyayı bile yok edebiliyorlar.

“Hava bedava su bedava” böyleydi şiirin bir mısrası, ama artık kapitalizm doğal yaşam kaynaklarını bile kar kapısı yaptı. İşte insanlığın kaynağı su; örnek yukarıda... Ve hava; temiz bir hava almak istiyorsanız, mesala Dilovası'nın az oksijen bol kanserojenli havasını solumak istemiyorsanız bedelini ödemek zorundasınız.

Londra'da yaşanan su sıkıntısı temel hizmetlerin özelleştirilmesinin yaratacağı korkunç sonuçları çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

Hatırlarsanız Telekom'un özelleştirilmesi sırasında, haberleşme stratejik bir sektör olduğu için yabancı tekellere satılması tartışma konusu olmuştu. Oysaki bu işin yerlisi yabancısı yok; özelleştirmeyi kazanan bütün şirketler doğaları gereği Londra'daki gibi karlarının peşine düşeceklerdir.

Türkiye'de de Yerel Yönetimler ile Belediye yasalarında yapılan değişikliklerle belediye hizmetlerinin özelleştirilmesinin önü açılmıştı. Ama burjuvazi için öncelik sırası sağlıkta. Çünkü, daha büyük kar marjı var.

Sağlığın piyasalaşması saldırısında daha ilk raundlar bitmeden bizde korkunç sonuçlarını yaşamaya başladık. Eşini hastaneye götürüp tedavi parasını ödeyemediği için evine haciz gelen babanın, kuş gribine yaklanan kızı Fatma Özcan'ı yine haciz korkusuyla hastaneye götürmeyip “Ölecekse burada ölsün” demesini unutabilir miyiz? Evlerinde çıkan yangında zehirlenen ve inşaat işçisi bir babanın çocuğu olduğu için hiçbir hastaneye kabul edilmeyerek ölen 5 yaşındaki Alihan Karakılıç'ı hatırlamaz mısınız? Çocuklarının tedavisini ancak hastaneye borç senedi imzaladıktan sonra yaptırabilen daha sonra borcu ödeyemedikleri için hapse atılan İleri ailesi hafızanız da yer etmedi mi? Sağlıkta fiks menü uygulamaları, hastaların kullandığı ilaç miktarına polisiye takip ile minimum düzeyde tutma ve hatta tedavi için ilaç bulamama...

Özelleştirme tüm kaynakların ister insan gücü olsun ister doğal kaynaklar olsun sermaye için seferber edilmesidir. Sorun özelleştirmeye karşı olup olmamak değildir.

Sorun yaşamı hergün yaratan emeğin ihtiyaçları tarafında mı olunacak, yoksa sermeyenin mi tarafında olunacağıdır.